Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Nefilimlerin Dünya’ya Gelişi ve Faaliyetleri


Nefilimlerin Dünya’ya Gelişi ve Faaliyetleri konusu, NEFİLİMLER forumunda tartışılıyor.
#1
Sümer kayıtlarına göre, yaklaşık 450 bin yıl önce Nefilimlerin, diğer adıyla Mardukluların gezegenlerinde bazı problemler başladı. Onlarda şuanda bizim Dünya’da yaşadığımız ozon problemi gibi atmosfer sorunu ile karşılaştılar. Bu sorunu halletmek üzere ozon tabakasına, güneşin zararlı ışınlarını filtre etmek üzere altın tozu parçacıkları yerleştirmeye karar verdiler. 

Ayrıca Marduk yörüngesi güneşten çok uzak olduğu için, yeterli miktarda güneş ışınını Marduk yüzeyinde tutabilmek için de atmosferin üst katmanlarına konacak olan altın parçacıkları ışığı ve ısıyı Marduk yüzeyine yansıtacak böylece güneşten azami istifade sağlayacaklardı. 

Ancak kendi gezegenlerinde yeterli miktarda altın yoktu. Bu altını bir yerlerden temin etmeleri gerekiyordu. Nefilimler, gelişmiş bir toplum olduğu için yaptıkları araştırma sonucunda istedikleri miktardaki altını Dünya’dan temin edeceklerine karar verdiler. O zamanki teknolojilerine göre, kısa sayılabilecek mesafelerde uzay seyahatleri yapabiliyorlardı. Bu nedenle Marduk gezegeni Dünya’ya yaklaşana kadar beklediler. Belirli mesafeye gelince de, takriben 400 bin yıl önce Dünya’ya altın çıkarmak üzere 50 kişilik bir ekip gönderdiler. 


Bu ekibin Dünya’ya ilk iniş noktası Mezopotamya’da Dicle ve Fırat Nehirlerinin birleştiği üçgendi. Bu bölgeye ‘Sippar’ adını verdiler. İlk yerleşimlerini ve şehirlerini burada kurdular. Uzay araçları için iniş, kalkış tesislerini inşa ettiler. Bu bölge o zamanlarda petrol bakımından çok zengindi ve petrol yüzeyden akıyordu. Herhangi bir kuyu açmaya gerek olmaksızın yüzey petrolü direk kullanılabilir haldeydi. 

Dünya’ya ilk gelen ekibin başı ENKİ idi. Dünya kumandası ona verilmişti. Ancak daha sonra, Nefilimlerin üst mercilerin kararı ile Dünya kumandanlığı için ENLİL Dünya’ya gönderildi. ENLİL, ENKİ’nin kardeşi idi. ENLİL tüm Dünya topraklarından, ENKİ de denizlerden sorumlu oldu. Bu kararlardan memnun olmayan ENKİ ile ENLİL arasında bir husumet ve çekişme ortamı oluştu. İlk gelen ekip Mezopotamya’da yerleşimi sağlayıp, bu bölgede sahip oldukları teknolojik aletler ile altın çıkarmaya başladılar. Daha sonra 50 kişilik kafilelerle başka Nefilimliler de geldi. Dünya’da oluşan bu Nefilimliler topluluğuna Anunnaki adı verildi. Zamanla Dünya’ya gelen Anunnakilerin sayısı 600 kişiyi buldu.


Uzun çalışmalar sonucu Mezopotamya’da yeterince altın bulamadıkları için ekibin büyük bir bölümü Güney Afrika’ya gitti ve orada zengin altın madenleri buldular. Güney Afrika’dan çıkarılan zengin altın cevherleri özel gemilerle Mezopotamya’ya taşınıyor ve orada işlenerek külçe altın haline getirilerek depo ediliyordu. Depo edilen cevherler de her 3600 yılda bir Dünya yörüngesine yaklaşan Marduk Gezegeni’ne taşınıyordu. Nefilimler Dünya’dan pek çok miktarda altın çıkarttılar. Dünya üzerindeki altın çıkartma faaliyetleri 100 – 150 bin yıl sürdü. 

İlk başlarda, uzun süre altın çıkarma işinde sadece Anunnaki halkı dediğimiz Nefilimliler çalışıyordu.  Zira o dönemde Dünya’da insan diye bir varlık yoktu. Sadece insanımsı primatlar (Homo Erektus) vardı. Nefilimler bunları maden çıkarma işinde kullanamıyorlardı. 

Yaklaşık 40 dönem boyunca maden çıkarma işinde, nehir yatakları açılmasında, sulama kanalları inşaatında ve tüm ağır işlerde hep Anunnakiler çalıştı. Çalışma şartları çok ağır ve bezdirici idi. Çok ıstırap çekiyorlardı. Sonunda bu ağır çalışma koşuluna isyan ettiler. Bütün araçlarını ve aletlerini yaktılar. Altın çıkarma işini durdurdular.

Bunun üzerine Marduk Üst Kurulları toplanarak madenlerde ve ağır işlerde Anunnakilerin yerine çalışacak olan bir işçi grubu yaratılmasına ve bunun adına da ADAM - İNSAN denmesine karar verdiler. Sümer Tabletlerine göre, bu olay 200 – 300 bin yıl önce oldu. 


maxresdefault.jpg
Bu operasyonu da, insanımsı primatları (Homo Erektus) kullanarak yapmayı ön gördüler. Zira genetik bilimi ve kimya bilgileri ileri düzeydeydi. Bunun içinde primatların kanını aldılar ve bu kanı önce kil ile sonrada bir Nefilimlinin spermi ile karıştırarak yeni bir yaşam formu yarattılar. Bunu yapmalarının nedeni, primatların DNA’ları ile kendi DNA’larını kullanarak, Dünya’da o zaman var olan primat (Homo Erektus) türünden daha gelişmiş bir ırk yaratıp, onları köle işçiler olarak kullanmaktı. Yani tam olmamakla beraber bir nevi klonlama yaptılar. Ayrıca bu işçiler kısır olacak ve üremeyip, madenlerde ve diğer işlerde çalışarak ölecek, işleri bittiğinde de bu insanlar yok olacaktı. Bu uygulama sonucunda takriben 200- 300 bin yıl önce Homo Sapien insanı ortaya çıktı. Daha sonraları bu yeni ve daha gelişmiş insan türüyle altın çıkarma işine daha verimli bir şekilde devam ettiler. Sümer kayıtlarının belirttiği, altın çıkarılan yerlerde arkeologlar bu altın madenlerinin yerlerini buldular. Bulunan bu maden yataklarının yaşını takriben 100 bin yıl olarak tespit ettiler. 

Bu altın madenleri yerin altında 100 metreden daha fazla derinlere gidiyordu. Bu derinliklerde Homo Sapien insanının kemiklerini buldular. Bu kemiklerin yaşının da 20.000 yıl civarı olduğu belirlenmiştir.



Bir iddiaya göre, Nefilimliler tarafından ıslah edilen ilk Homo Sapien insanları Güney Afrika açıklarındaki Gondwanaland isimli adaya yerleştirildiler. (Sonraları bu adanın battığı söylenir) Çünkü oradan başka bir yerlere kaçmaları istenmiyordu. Bu insanlar Gondwanaland Adası’nda 50 - 70 bin yıl kalarak Nefilimlere yararlı olacak kadar evrimleştikten ve çoğaldıktan sonra Afrika’daki madenlere altın çıkarmaya ve başka hizmetleri yapmaya gönderiliyorlardı.


Daha sonraları, kadınlarda yaratılarak bu nesil de doğurgan hale geldi. Sümer kayıtlarına göre, Nefilimlerin erkeklerinin boyu,  3 – 5 metre idi. Onların gezegenlerinin güneş çevresindeki turu 3600 yıl sürdüğü için, onların bir yılı bizim 3600 yılımızdı. Dolayısıyla onların yaşam süreleri Dünya insanından çok uzundu. Dünya’ya gelen Nefilimler dev insanlar olmanın yanında,    250 – 300 bin yaşına kadar yaşadılar. Çocukluğumuzdan beri duyduğumuz dev masalları belki de binlerce yıldır ağızdan ağıza nakledile gelen bu kaynaklardan gelmektedir. 

Nefilimler Dünya’da, takriben 13.000 yıl önce olduğu tahmin edilen Nuh Tufanına kadar kaldılar. Nuh Tufanının başlaması ile birlikte Dünya’yı terk ettiler. 

Yine Sümer kayıtlarında belirtildiği üzere, Nefilimliler Nuh Tufanının olacağını önceden biliyorlardı. Fakat kendilerinden sonra Dünya üzerinde bir insan varlığının kalmasını istemedikleri, aksine yok olmasını istedikleri için bu sırrı insanlara açıklamıyorlardı. Hatta kendi aralarında toplanarak bu sırrı insanlara açıklamamak için yemin etmişlerdi. Kendisine zorla yemin ettirilenlerden birisi de ENKİ idi. Fakat ENLİL’in kardeşi ENKİ insanlara acıyor, onların yok olmasını istemiyordu. Fakat kendisine zorla ettirilen yeminini de bozamıyordu. Kendince buna bir orta yol buldu. Bu sırrı insanların yüzüne karşı söylemeyecek, bir perde arkasından konuşacaktı. ENKİ, aralarında yakın dostluk olan, Şuruppak’ın hükümdarı olan Nuh’u (Utnapiştim’i) tapınağa çağırarak kendisi ile sazdan yapılmış bir perdenin arkasından konuşarak, tufan hakkındaki gizli bilgiyi bildirir. Bu tufanda insanoğlunun tümünün yok olmaması için suda yüzecek bir gemi yapmasını söyler. Buna cevaben Nuh gemi yapmasını bilmediğini ifade eder. ENKİ, Nuh’a yapılacak geminin tarifini yapar, ölçülerini ve nasıl yapılacağını anlatır. 

Akkadündca metinlerin anlatımına göre, ENKİ’nin tarifini yaptığı gemi, “üstü ve altı kapalı, etrafı su geçirmeyecek şekilde sert katran ile kaplanmış, güvertesi olmayan” bir gemidir. ENKİ ayrıca geminin dönüp yuvarlanabilen bir gemi olmasını ister. Yani inşa edilen gemi bugüne kadar söylenenler gibi su üzerinde yüzen bir gemi olmayıp, bir denizaltıdır. 

ENKİ, Nuh’a bu gemiyi 7 günde yapmasını ve belirlenen canlı çiftlerini içeriye aldıktan sonra, kendisinin de Nefilimlerin Dünya’dan kaçmak için kullanacakları uzay araçlarının kalkıştaki seslerini duyar duymaz gemiye binip kapaklarını kapatmasını tembih eder. Zira onlar tufanın başlayacağı günü ve saati önceden bilmektedirler.

Tufanın olduğu dönem buzul çağının sonudur. Buzul nedeniyle bütün sular çekilmiş, korkunç bir kuraklık ve kıtlık vardır. Bütün yeşillikler kurumuş, insanlar açlıktan ölmektedir. Bununla beraber ENLİL ve grubu insanlara eziyet etmekte ve insanların topluca yok olması için tufanı insanlardan saklamaktadırlar. Nuh’un bu ortamda gemiyi gizlice yapmak imkânı olmadığı gibi sır olması nedeniyle gelecek tufandan kurtulmak için yaptığını da söylemesi söz konusu değildir. Bu nedenle halkına, ENLİL’in gazabından kurtulup, bu diyardan gitmek ve ENKİ’ye sığınmak için bir gemi yapmak zorunda olduğunu söyleyerek, halkını ikna eder ve halkının bir kesiminin yardımı ve çok sıkı çalışması ile gemisini tufan başlamadan önce bitirir. ENKİ’nin verdiği programa göre söylenen günde tufan başlar ve gemi sulara dalar. Bundan sonrası din kitaplarında anlatılan olaylara benzer şekilde gelişir. Tufanın oluş sebebi olarak da Marduk Gezegeni’nin Dünya yörüngesine yaklaşmasıyla meydana gelen büyük çekim gücüyle buzulların büyük parçalar halinde kırılarak suya dönüşmesi gösterilir. 

Buraya kadar anlatılanlar Sümer ve Babil Tabletlerindeki kayıtlardır. Nuh Tufanı ile ilgili olanlar eski Tevrat ve İncil’le büyük oranda uyum içinde olup, Kuran’la da farklı ifadelerle de olsa kısmen uyuşmaktadır. Ancak yaratılışla ilgili olanlar, Kuran’la ters düşmektedir. Kuran’da insanı yaratan Allah’tır. Sümer tabletlerine göre ise, bugünkü insan, uzaylı bir ırk tarafından bir nevi klonlama ile ortaya çıkmıştır. Yine Kuran’a göre, Nuh Tufanını Nuh’a haber veren ve gemi yapmasını söyleyen Allah’tır. Buraya kadar anlatılanlar İslam inançlarına uymadığı gibi, benim inançlarıma da uymamaktadır. Ancak, Sümer Tabletlerinde söylenenler bunlardır. Burada benim kişisel yorumum söz konusu değildir. Takdir okuyucularındır.

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi