SEN NE KADAR SENSİN ?

Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

SEN NE KADAR SENSİN ?


SEN NE KADAR SENSİN ? konusu, NOTLAR forumunda tartışılıyor.
#1
Sabah erken uyandım, güneşin doğuşunu izlemek ve denizi koklamak istedim geçen günlerin birinde. Evden çıkıp, minik bir patika yolda iki dakika kadar yürüyüp, arabalar için olan yolu geçiyorsunuz, karşınızda yemyeşil bir park ve uçsuz bucaksız Akdeniz  Denizden elli metre yüksekteyim. Bir süre denizle bütünleştikten sonra çimenler boyunca yürümeye başladım. Yürüyüş yapan başka insanlar da var. Gülümseyen yüze rastlamıyorum yine. Sabah sabah ne güzel spor yapıyorsunuz; tertemiz hava, mavi ve yeşilin birbiriyle muhteşem kaynaşması içinde denizin kokusu, toprağın, çimenlerin ara ara çiçeklerin kokusu içinde nedir derdiniz  diye haykırarak içimden kızgınlık hissediyorum. Biraz yürüdükten sonra bir banka oturdum ve mavi sulara dalıp içinde kayboluyorum.


Daha önce defalarca olduğu gibi hayatım akmaya başlıyor gözlerimin önünden.Doğduğunuz andan itibaren ailenizin ve toplumun düşünce kalıpları ve inanç sistemleri yüklenmeye başlıyor kişiliğinize. Bebekken güldürmeye çalışıyorlar en basitinden! Sen bebeksin! Gülmen lazım, agu aguu... Gülmeyeceğim kardeşim. Ben sizi eğlendirmek için mi dünyaya geldim  Büyümeye başlayınca sizi bir o yana bir bu yana çekiştirip duruyorlar. Bu hiçbir zaman bitmiyor eğer fark etmezseniz.  

Okulda öğretmenlerine şöyle davran, arkadaşlarına böyle davran, aman uslu çocuk ol, ders çalışmalısın, başarılı olmalısın, üniversiteye gitmelisin, meslek sahibi olmalısın, şu amca bunu söylüyor, bak teyzeler şunu söyledi, kardeşine dikkat et, büyüklerine saygılı ol, niçin gülüyorsun, niçin ağlıyorsun, niçin kızıyorsun; ya bizim kafamızdaki model olacaksın ya bizim kafamızdaki model olacaksın! Başka çaren yok...  Tabi bütün bunlar ve yüzlerce benzerleri, insanların yürekten hissettiğini düşünmediğim, mekanik bir sevgi çerçevesinde ve saygı içinde toplumun gelenek ve göreneklerine uygun olarak size sunuluyor. Daha doğrusu sunulanı alıp uygulamanız emrediliyor. Bu aileye ait kısmı sadece 

Bütün okul hayatınızdaki arkadaşlarınız, en yakın arkadaşlarınız, öğretmenleriniz, akrabalarınız, aile dostlarınız hepsi durmadan çekiştiriyorlar. Üst üste fark etmeden kabul ettiğiniz kişilikleri yüklüyorlar size. Burada suçluyormuş gibi görünüyorum ama onlar da bildiklerini aynı girdap içinde, en iyi bildiklerini uyguluyorlar. Yaşamınızda hızla ilerlerken, aile, toplum tarafından bir  siz  yaratılmış oluyor. Tabi siz de kendinizi bu şekilde tanımlamış oluyorsunuz, siz de karşılaştığınız insanlara aynı şekilde davranıyorsunuz, siz de başkalarına yükleme yapıyorsunuz. Ardından sevgililer  Kimliğiniz yine değişikliğe uğruyor. 

maxresdefault-1-680x365.jpg

Ardından iş hayatı  İş hayatı başlı başına bir okul; eğer izin verirseniz başka bir siz oluşmaya başlıyor tekrar. Yalakalık, eşitsizlik, dedikodu, ayrımcılık, ast-üst ilişkisi, üstlerin senin için ilah olmak zorunda, tanıdığı olanlar, torpille gelenler daha uzayıp gider... Eh, ekmek parası! Hayat acımasız. Biz de bu döngünün içinde var olmak zorundayız. Tabi şartlarına uyarsan, uygularsan var olabilirsin bu oluşumun içinde. Evlilik ki toplumun olmazsa olmazlarındandır, çocuk ki sizde bu öğrendiklerinizi çocuğunuzda uygulayın diye, mal-mülk sahibi olmaya çalışmak, geleceğini garantiye almaya çalışmak, yaşlılık , torunlar ve son.

Şimdi bankta otururken, hayatıma değen bütün insanların oluşturduğu ben ne kadar benim  Ne kadarı bilinçli olarak kendi seçimim  Dünya bu, yaşam bu, hayat daha farklı nasıl ilerler ki  Tabi ki ailem olacak, arkadaşlarım olacak, eşim, işim, çocuğum olacak...

Eh, şimdiye kadar bildiğim hayat bu. Fakat bana öğretilen hayat benim istediklerim mi  Çelişki insanı dibe vurur ama çıkışınız muhteşem olur. Bu durumda hayatı, Ben i yeniden yaratıyorum... Bana verilen içinde beğenmediğim her şeyi değiştirerek.. Öfkelendiğim, üzüldüğüm, acı çektiğim kimliğimi oluşturan bütün deneyimlerimdeki hissettiklerimi değiştirerek. Yeni bir  Ben  zamanı artık... Benim farkında olarak belirlediğim, huzur içinde, neşe içinde bir  Ben  zamanı... Siz ne kadar Siz siniz  Siz Kim siniz  Haydi analiz edin kendinizi. Bütün içinizdekileri, derinlerde kalan bütün duyguları, acısıyla tatlısıyla ortaya çıkarmaya, kendinizi özgürleştirmeye ne dersiniz 

Sabah erken uyandım, güneşin doğuşunu izlemek ve denizi koklamak istedim geçen günlerin birinde. Evden çıkıp, minik bir patika yolda iki dakika kadar yürüyüp, arabalar için olan yolu geçiyorsunuz, karşınızda yemyeşil bir park ve uçsuz bucaksız Akdeniz  Denizden elli metre yüksekteyim. Bir süre denizle bütünleştikten sonra çimenler boyunca yürümeye başladım. Yürüyüş yapan başka insanlar da var. Gülümseyen yüze rastlamıyorum yine. Sabah sabah ne güzel spor yapıyorsunuz; tertemiz hava, mavi ve yeşilin birbiriyle muhteşem kaynaşması içinde denizin kokusu, toprağın, çimenlerin ara ara çiçeklerin kokusu içinde nedir derdiniz  diye haykırarak içimden kızgınlık hissediyorum. Biraz yürüdükten sonra bir banka oturdum ve mavi sulara dalıp içinde kayboluyorum.

Daha önce defalarca olduğu gibi hayatım akmaya başlıyor gözlerimin önünden.Doğduğunuz andan itibaren ailenizin ve toplumun düşünce kalıpları ve inanç sistemleri yüklenmeye başlıyor kişiliğinize. Bebekken güldürmeye çalışıyorlar en basitinden! Sen bebeksin! Gülmen lazım, agu aguu... Gülmeyeceğim kardeşim. Ben sizi eğlendirmek için mi dünyaya geldim  Büyümeye başlayınca sizi bir o yana bir bu yana çekiştirip duruyorlar. Bu hiçbir zaman bitmiyor eğer fark etmezseniz.  

Okulda öğretmenlerine şöyle davran, arkadaşlarına böyle davran, aman uslu çocuk ol, ders çalışmalısın, başarılı olmalısın, üniversiteye gitmelisin, meslek sahibi olmalısın, şu amca bunu söylüyor, bak teyzeler şunu söyledi, kardeşine dikkat et, büyüklerine saygılı ol, niçin gülüyorsun, niçin ağlıyorsun, niçin kızıyorsun; ya bizim kafamızdaki model olacaksın ya bizim kafamızdaki model olacaksın! Başka çaren yok...  Tabi bütün bunlar ve yüzlerce benzerleri, insanların yürekten hissettiğini düşünmediğim, mekanik bir sevgi çerçevesinde ve saygı içinde toplumun gelenek ve göreneklerine uygun olarak size sunuluyor. Daha doğrusu sunulanı alıp uygulamanız emrediliyor. Bu aileye ait kısmı sadece 

Bütün okul hayatınızdaki arkadaşlarınız, en yakın arkadaşlarınız, öğretmenleriniz, akrabalarınız, aile dostlarınız hepsi durmadan çekiştiriyorlar. Üst üste fark etmeden kabul ettiğiniz kişilikleri yüklüyorlar size. Burada suçluyormuş gibi görünüyorum ama onlar da bildiklerini aynı girdap içinde, en iyi bildiklerini uyguluyorlar. Yaşamınızda hızla ilerlerken, aile, toplum tarafından bir  siz  yaratılmış oluyor. Tabi siz de kendinizi bu şekilde tanımlamış oluyorsunuz, siz de karşılaştığınız insanlara aynı şekilde davranıyorsunuz, siz de başkalarına yükleme yapıyorsunuz. Ardından sevgililer  Kimliğiniz yine değişikliğe uğruyor. 

Ardından iş hayatı  İş hayatı başlı başına bir okul; eğer izin verirseniz başka bir siz oluşmaya başlıyor tekrar. Yalakalık, eşitsizlik, dedikodu, ayrımcılık, ast-üst ilişkisi, üstlerin senin için ilah olmak zorunda, tanıdığı olanlar, torpille gelenler daha uzayıp gider... Eh, ekmek parası! Hayat acımasız. Biz de bu döngünün içinde var olmak zorundayız. Tabi şartlarına uyarsan, uygularsan var olabilirsin bu oluşumun içinde. Evlilik ki toplumun olmazsa olmazlarındandır, çocuk ki sizde bu öğrendiklerinizi çocuğunuzda uygulayın diye, mal-mülk sahibi olmaya çalışmak, geleceğini garantiye almaya çalışmak, yaşlılık , torunlar ve son.

Şimdi bankta otururken, hayatıma değen bütün insanların oluşturduğu ben ne kadar benim  Ne kadarı bilinçli olarak kendi seçimim  Dünya bu, yaşam bu, hayat daha farklı nasıl ilerler ki  Tabi ki ailem olacak, arkadaşlarım olacak, eşim, işim, çocuğum olacak...

Eh, şimdiye kadar bildiğim hayat bu. Fakat bana öğretilen hayat benim istediklerim mi  Çelişki insanı dibe vurur ama çıkışınız muhteşem olur. Bu durumda hayatı, Ben i yeniden yaratıyorum... Bana verilen içinde beğenmediğim her şeyi değiştirerek.. Öfkelendiğim, üzüldüğüm, acı çektiğim kimliğimi oluşturan bütün deneyimlerimdeki hissettiklerimi değiştirerek. Yeni bir  Ben  zamanı artık... Benim farkında olarak belirlediğim, huzur içinde, neşe içinde bir  Ben  zamanı... Siz ne kadar Siz siniz  Siz Kim siniz  Haydi analiz edin kendinizi. Bütün içinizdekileri, derinlerde kalan bütün duyguları, acısıyla tatlısıyla ortaya çıkarmaya, kendinizi özgürleştirmeye ne dersiniz

Ara
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Rahmanı Göklerde Aramaya Daha Ne Kadar Devam Edeceksin Neval Ercan 0 327 12-08-2017, Saat: 20:25
Son Yorum: Neval Ercan

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi