Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

ÜCÜNCÜ GÖZÜN OPERASYONLA ACILMASI


ÜCÜNCÜ GÖZÜN OPERASYONLA ACILMASI konusu, NOTLAR forumunda tartışılıyor.
#1
ÜCÜNCÜ GÖZÜN ACILMASI

Doğum günüm gelmişti, tüm gün boyunca özgürdüm, derslerden, ayinlerden uzak, dilediğimi yapabilirdin^ Lama Mingyar Dondup, sabah erkenden bana, "Neşeli bir gün geçir Lobsang, akşam karanlık olunca seni görmeye geleceğiz" demişti. Güneşin altında sırtüstü yatıp tembel tembel vakit geçirmek çok hoştu doğrusu. 

Biraz altımda, pırıl pırıl damlanyla Potala'yı görebiliyordum. Arkamda kalan Mücevher Parkı'nın mavi sularına bakınca, deriden bir kayık bulup nehir boyunca sürüklenip gidebilmek istedim içimden. Güneyde, Kyi Chu geçidini aşmaya çalışan bir tüccar kafilesini seçebiliyordum. Gün çok çabuk geçti! Sona eren günle birlikte hava yavaş yavaş kararıyordu. Lama Mingyar Dondup'un bana gitmemi söylemiş olduğu küçük odaya girdim. Dışarıdaki taş zeminden yumuşacık keçe botların fısıltıları geliyordu. Hemen ardından, yüksek rütbeli üç lama girdi içeri. Alnıma otlardan yapılmış bir kompres koyup, yerinden oynamasın diye sıkıca bağladılar ve gittiler. Hava iyice karardığında bu üç lama tekrar geldi yanıma. Bu kez yanlarında Lama Mingyar Dondup da vardı. Kompres dikkatle alındı ve alnım temizlenip kurulandı. Sonra sert bakışlı bir lama arkama oturarak başımı dizlerinin arasına sıkıştırdı. İkinci bir lama açtığı kutudan, çelikten yapılmış parlak bir alet çıkardı. Bu alet bir bizi andırıyordu. Tek farkı, ince sapının yuvarlak değil de "U" şeklinde oluşuydu; bu "U"nun kenarında diş gibi ufak ufak çıkıntılar vardı. 

Lama, aleti birkaç dakika inceledikten sonra, sterilize etmek için lamba alevine tuttu. Lama Mingyar Dondup ise ellerimi tutmuştu, "Bu iş oldukça acı verir Lobsang ve ancak sen tamamen uyanık olduğun sürece yapılabilir. Çok da uzun sürmez, bu yüzden elinden geldiğince sakin durmaya çalış" dedi. Ortaya dizilmiş birkaç çeşit alet ve otlardan yapılmış bir losyon koleksiyonu görebiliyordum. Kendi kendime, "Haydi bakalım Lobsang, şu ya da bu şekilde senin işini bitirecekler ve bunu önlemek için yapabileceğin bir şey de yok; iyisi mi sesini kes, otur!" diye düşündüm. Elinde alet bulunan lama diğerlerine şöyle bir bakıp, "Her şey hazır mı? Haydi başlayalım, güneş henüz battı," dedi. Sonra aleti alnımın ortasına bastırdı ve sapını çevirdi. Kısa bir süre, sanki birisi alnıma diken batırıyormuş gibi bir his duydum. Benim için zaman durmuştu sanki. Alet deriyi ve eti yararken belirli bir acı hissetmedim, fakat ucu kemiğe değdiği anda hafif bir sarsıntı oldu ve lama, aletin dişleri alın kemiğini delip geçebilsin diye biraz daha kuvvetli bastırdı. Acı o kadar büyük değildi, sadece bir zorlama ve sıkıcı bir ağrı duyuyordum. Lama Mingyar Dondup'un gözleri üzerimdeydi, hiç kıpırdamadım; herhangi bir harekette bulunmak ya da feryat etmektense ölmeyi yeğlerdim. Benim ona inandığım gibi, o da bana inanıyordu. O ne söylerse ve ne yaparsa hepsi doğruydu benim için. 

Dudaklarının kenarındaki kaslar duyduğu gerilimle hafifçe büzülmüş, olanca dikkatiyle seyrediyordu beni. Aniden küçük bir "çatırtı" oldu ve alet kemiği delip geçti, aynı anda da, gayet dikkatli olan operatör de durdu ve Lama Mingyar Dondup kendisine, çelik kadar sertleşebilmesi için ateş ve bitkilerle muamele görmüş çok sert, sterilize edilmiş ince bir tahta parçası verirken, elleriyle sıkıca tutuyordu aletin sapını. Bu ince tahta parçası, aletin "U" şeklindeki kısmına sokuldu ve tam kafamın içindeki deliğe girecek şekilde aşağıya kaydırıldı. Operasyonu yapan Lama, Mingyar Dondup'un da görebilmesi için hafif bir hareketle yana kaydı. Lama Mingyar Dondup baktı ve başını eğerek verdiği işaret üzerine operatör, tahta parçasını adeta sonsuz bir dikkatle ileriye, daha da derinlere kaydırdı. Aniden, sanı-rım burun kemiğimde, iğne batması gibi gıdıklayıcı bir his duydum ve ne olduklarını teşhis edemediğim birtakım keskin kokuların farkına vardım. Sonra bu da kayboldu ve yerini sanki esnek bir zara karşı bir şey itiliyormuş gibi zorlama hissine bıraktı. Birdenbire göz kamaştırıcı bir parıltı yanıp söndü kafamda ve hemen o anda Lama Mingyar Dondup'un "durun" diyen sesini işittim. Acı, bir an kavurucu bir kor ateşi gibi çok şiddetlendi. Sonra azaldı ve yerini rengarenk helezonlar, küçük kürecikler aldı. Ardından madeni alet dikkatle yerinden çıkarıldı. İnce tahta parçası alnımda duruyordu, iki-üç hafta kalacaktı orada; çıkarılana kadar da, benim sürekli olarak bu hemen hemen zifiri karanlık olan küçük odada kalmam gerekecekti. 

Günü gününe eğitimime devam edecek olan bu üç lamanın dışında da kimseyle görüşmeyecektim. Bunlardan başka, bu süre zarfında bana sadece ölmeyecek kadar yiyecek ve içecek verilecekti. Ucu dışarıda olan bu ince tahta çubuk yerinden oynamasın diye bağlandı. Sonra Lama Mingyar Dondup bana döndü ve "Şimdi sen de bizlerden birisin Lobsang. Bundan böyle insanları olmaya çalıştıkları gibi değil de, oldukları gibi göreceksin" dedi. Karşımdaki lamaların altın renkli bir alevle çevrelenmiş olduklarını gördüğümde çok şaşırdım. Fakat sonradan, manyetik alanlarının, çok iyi insanlar oldukları ve güzel bir hayat yaşadıkları için altın renginde olduğunu, çoğu kimsenin manyetik alanının aslında bundan çok daha farklı göründüğünü öğrenecektim. Bu yeni ortaya çıkarılmış duygum, lamaların hünerli çalışmalarıyla gelişirken, en içte bulunan manyetik alanın ötesine yayılan diğer başka dalgaları da görebildim. Bir süre sonra, manyetik alanın rengine ve yoğunluğuna bakarak, bir kimsenin sağlık durumunu anlayabilecek hale gelmiştim.

Ayrıca manyetik alanın renginde oluşan dalgalanmalarla karşımdakinin ne zaman yalan, ne zaman doğru söylediğini de anlayabiliyordum. Fakat, bu normal olarak gözle görülmeyen şeyleri görme yeteneğimin tek konusu insan bedeni değildi. Hâlâ sakladığım bir kristal küre vermişlerdi bana. Bunun nerelerde ve nasıl kullanıldığı konusunda epey çalışmalarım oldu. Kristal kürelere bakıp bazı olayları görebilmekte öyle sanıldığı gibi sihirli hiçbir şey yoktur. Tıpkı bir mikroskop ya da teleskop, doğa yasalarından yararlanarak, normal olarak gözle görülmeyen şeyleri nasıl görünür hale getirebiliyorsa, kristal küreler de aynı görevi görürler. Üçüncü Göz için bir odak noktası meydana getirirler sadece. Kristal kürenin yalnızca ona sahip olan kimse tarafından kullanılması gerekir. Bazı kimseler en iyi cins bir kristalle çalışırlarken, diğerleri camdan bir küreyi tercih edebilirler. Bu arada bir kâse su ya da simsiyah bir disk kullananlar da vardır. Kullandıkları küre neden yapılmış olursa olsun, uygulanacak prensipler aynıdır.İlk hafta boyunca oda zifiri karanlıktı. 

Bundan sonraki hafta, içeriye ancak bir parıltılık ışık verildi; hafta sonu yaklaştıkça içeri verilen ışık da artırılıyordu. On yedinci günde içerisi tamamen aydınlıktı ve üç lama tahta parçasını çıkarmak üzere yeniden bir araya geldiler. Çok basit bir işlemdi bu. Bir önceki akşam, yüzümü otlardan yapılmış bir kremle sıvamışlardı. Sabah olunca lamalar yanıma geldiler, bundan önce yapmış oldukları gibi, biri başımı dizlerinin arasına aldı ve operatör tahtanın dışarıya çıkmış olan ucunu bir aletle tuttu. Ani ve şiddetli bir çekiş ve işte hepsi bu kadardı. Alnımda çok ufak bir noktacık kalmıştı sadece ve Lama Mingyar Dondup bunun üzerine otlardan yapılmış kompres koyup tahta parçasını gösterdi bana. Başımın içinde durduğu sürede abanoz gibi kararmıştı. 

980x.jpg

Operatör lama ufak bir mangala birkaç çeşit tütsüyle birlikte tahta parçasını yerleştirdi. Tahtadan ve tütsülerden çıkan duman birbirine karışarak yavaş yavaş tavana doğru yükselirken, eğitimimin ilk aşaması da sona ermiş oluyordu. O gece kafamda olağanüstü hızlı bir devinim hissederek uyudum. Eskisinden farklı gördüğüme göre acaba Tzu nasıl görünürdü şimdi bana? Ya babam, annem? Fakat böylesi soruların yanıtı yoktu şimdilik. Sabah olunca lamalar tekrar gelip, dikkatle incelediler beni. Söylediklerine göre, ben de diğerleriyle birlikte dışarı çıkabilecektim artık. Fakat günümün yarısını, bana yoğun bir sistemle kısa sürede çok şey öğretecek olan Lama Mingyar Dondup ile birlikte geçirecektim. Günün öteki yarısında da dersler ve ayinlere katılmam gerekiyordu. Kısa bir süre sonra hipnotizma yöntemleri de girecekti eğitimime. O anda ilgilendiğim tek şey yemek yemekti. Son on sekiz gün içinde bana verilen çok az yemekle idare etmeye çalışmıştım ve şimdi de bunu telafi etmeye kararlıydım. Sadece karnımı doyurma düşüncesine dikkatimi vererek aceleyle dışarı çıktım. İçine kızgın kırmızı benekler karıştırılmış mavi bir dumanla sarılı, yumurta gibi bir şekil yaklaşıyordu bana doğru. Korku içinde, tiz bir ses çıkararak gerisin geri odaya daldım. Diğerleri şaşkınlık içinde yüzümdeki dehşet dolu ifadeye bakıyorlardı. "Koridorda yanan bir adam var" diyebildim. 

Lama Mingyar Dondup koşarak dışarı çıktı, hemen geri döndüğünde gülüyordu. "Lobsang, yalnızca bir şeye sinirlenmiş bir temizlikçi o. Çok mükemmel biri olmadığından, manyetik alanı dumanlı mavi renkte, kırmızı benekler ise açıkça görülen kızgınlık belirtileri. Şimdi o çok istediğin yemeği yemek üzere tekrar gidebilirsin." Çok iyi tanıdığım, ama yine de bu şekilleriyle hiç görmemiş olduğum çocuklarla karşılaşmam epeyi eğlenceliydi. Şimdi onları oldukları gibi görebiliyor ve asıl düşüncelerinin ne olduğunu anlayabiliyordum. Birkaçının bana duyduğu içten sevgi, kimilerinde kıskançlık ve diğerlerinin ilgisizliği; her şey apaçıktı. Bu iş aslında sadece bazı renkleri görüp her şeyi anlamak değildi; bu renklerin ne ifade ettiklerini anlayabilmek için de eğitilmeliydim. 
Rehberim ve ben, ana kapılardan içeri girenleri rahatça izleyebileceğimiz kapalı bir bölmeye oturduk. Lama Mingyar Dondup,  "Şugelene bak Lobsang, kalbinin üzerinde titreşen şu ince renk çizgisini görebiliyor musun? 

O renk ve titreşimler adamın akciğerinden rahatsız olduğunu gösteriyor." "Şuna bak, şu durmadan yer değiştiren şeritlere, belli aralıklarla ortaya çıkan beneklere bak. Bu bizim Tüccar Kardeşimiz, belki şu saf rahiplerin paralarını nasıl alabilirim diye düşünüyor Lobsang, bunu daha önce de yapmıştı, hatırlıyorum onu. İnsanlar bazen para için ne kadar önemsiz hasisliklere tenezzül ediyorlar!" diye ders veriyordu. Yaşlı bir rahip ilerlerken Lama, "Bu adama çok dikkatli bak Lobsang. İşte gerçekten tertemiz bir insan, fakat Kutsal Yazılarımız'a sözcüğü sözcüğüne, harfi harfine uyan bir kimse. Başının çevresindeki halenin sanhğındaki şu lekeleri görebiliyor musun? Bu onun henüz olayları kendi başına değerlendirebilecek kadar gelişmemiş olduğunun bir işareti" dedi. Ve bu böylece günlerce sürdü. Üçüncü Göz'ün gücünü, özellikle bedence ve kafaca hasta olan kimselerde kullanıyorduk. Bir akşam üzeri Lama "Daha sonra sana istediğin zaman Üçüncü Göz'ü nasıl kapatabileceğini göstereceğiz; çünkü her an insanların kusurlarını görmek istemeyeceksin, bu dayanılmaz bir sıkıntı olur. Şimdilik, tıpkı diğer iki gözünü kullandığın gibi bunu da sürekli olarak kullan. Sonra sana Üçüncü Gözünü de istediğin zaman nasıl kapatabileceğini öğreteceğiz, tıpkı diğer gözlerini istediğinde açıp, kapatabildiğin gibi" dedi. 

Eskiden kalma yazılarımıza göre, binlerce yıl önce, bütün kadınlar ve erkekler Üçüncü Gözleri'ni kullanabiliyorlarmış. O günlerde tanrılar dünya yüzünde dolaşıyor ve insanlarla birlikte yaşıyorlarmış. Sonra insanlar tanrıların yerlerine göz koymuşlar ve insanların görebildiği her şeyin tanrılar tarafından daha da iyi görülebileceğini unutarak, onları öldürmek istemişler. Bunun cezası olarak da, insanın Üçüncü Gözü kapatılmış. Yüzyıllar boyunca, normal olarak gözle görülmeyen şeyleri görebilme yeteneğine sahip ancak birkaç kişi doğmuş. Bu kimseler, yerinde bir uygulamayla bu yeteneklerinin gücünü kat kat artırabilirler, tıpkı bana yapılan operasyon gibi. Bir gün Soylu Reis beni yanına çağırttı, "Oğlum, insanların pek çoğundan esirgenmiş olan bu özelliğe sahipsin artık. Onu asla kendi çıkarların için değil, yalnızca diğerlerine iyilik getirecekse kullan. Öteki ülkelerde dolaştığında, herhangi bir konuda seni bir sihirbaz gibi kullanmak isteyecek insanlarla karşılaşacaksın. 'Bize bunu kanıtla, şunu kanıtla' diyecekler sana. Fakat, oğlum senden böyle bir şeyi asla yapmamanı istiyorum. Bu yetenek senin diğer insanlara yardım edebilmeni kolaylaştırmak içindir, kendini zenginleştirmen için değil. Bu özel görme duyunla ne görürsen gör, ki çok fazla şey göreceksin, eğer bu gördüklerin diğerlerine zarar verecek ya da onların hayat çarklarını etkileyecek bir şeyse, sakın açıklama. Çünkü oğlum, insan kendi yolunu kendisi seçmelidir. Hastalara, ıstırap çekenlere yardım et, tamam, fakat bir insanın yolunu neyin değiştirebileceğini söyleme" dedi...

Üçüncü Göz adlı Kitaptan.Sayfa 92-98
T. Lobsang Rampa

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi