Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

DAVID ICKE - Gerçek'in Titreşimleri - XXV


DAVID ICKE - Gerçek'in Titreşimleri - XXV konusu, DAVID ICKE forumunda tartışılıyor.
#1
Psikolojik hapishanenin en büyük göstergesi ‘inkar’ etmektir. Kişiler, görerek ve bilerek, yüzleşmeleri gereken gerçeği şiddetle inkar ederek kurtulacaklarını sanırlar, oysa bu onları, onun da varlığını inkar ettikleri kontrol sisteminin güçsüz birer piyonu haline sokar. İnkar, bütün inanç sistemini ve her çeşit insanı enfekte eden bir ‘donma’ titreşimi olup, ‘kendini kandırma’ şeklinde tezahür eden en büyük sahtekardır.

Gerçeklerden kaçınmak için herşeye sarılmak mümkün. “İnsanları, onları korumak için öldürüyoruz”. Tabii ya, ne mantık ama... Sonuç olarak gerçeğin bu şekilde inkar edilmesi ile, dünya kitlesel bir köleliğe dönüştürülüyor. Havai’de doğmamış olup da buraya sonradan gelenler, Amerika ve başka yerlerdeki sistemden ve yarıştan kaçan kişiler. Bu anlaşılabilir birşey. Bu iklim ve ülkede çok farklı bir hayat yaşanabilir. Özellikle Maui ve diğer adalarda kalabalık bir alternatif topluluk var, burada insanlar ‘Yeni Çağ’ anlayışına göre yaşıyorlar. Hiçbir yerde, buradaki kadar çok sayıda Yoga, organik gıda, masaj vs yeri olduğunu bilmiyordum. Bu konuda bu kadar çok reklam da görmemiştim. Benim kaldığım bölgede de zihinlerini arındırmak, meditasyon, Yoga yapmak ve bedenlerini arındırmak için gelmiş bir sürü insan var. Buranın adı ‘Lumeria’, muhteşem bir yer, hararetle tavsiye ederim, ayrıca beni davet etmiş olanlara da sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.


titresim-nedir1.jpg

Doğrusu Yoga’ya katılamadım, çünkü doğduğumdan beri ‘lotus’ pozisyonuna da, eğilme pozisyonuna da katiyen geçemem. Bugünlerde yapabildiklerimin en iyisi; sadece ‘sandalye üzerinde’ oturma pozisyonu, ama ne yazık ki bu da Yoga kılavuzunda yok! Neyse, ama manzara harika ve bu adaların neden insanlara bu kadar iyi geldiğini anlamak zor değil. ‘Bilgi’, hiçbir zaman negatif değildir, çünkü hangi konuda olursa olsun, bir anlayış sağlar, buna bağlı olarak da kişisel ve kollektif bir güç oluşur. Birşey, ancak siz onun ‘negatif’ olacağını düşünürseniz negatif olur. ‘İnkar’ın da çeşitli şekilleri vardır, ama bu tür ‘inkar’anahtar konumundadır. Mesela, olanların olmamasını isteyenler, hep inkar yoluna başvururlar. Bazıları dünyanın içinde bulunduğu durumdan hoşlanmaz ve kötü durumda olmadığına dair kendilerini kandırmayı tercih ederler.
‘Yeni Çağ’cıların ‘negatif’ anlayışı; “Lütfen sus, söyleyeceğini duymak istemiyorum, çünkü gerçek olabilir” anlamına gelmektedir. Bir yandan ‘korku’dan kurtulmak gerektiğini söylerler, diğer yandan, benim gibilerin ‘gerçek’lerden söz ederek, insanları korkuttuğunu söyleyip kınarlar. Peki ama, o zaman ‘korkudan kurtulmak’ dedikleri ne oluyor?

‘Aşk güzel şeydir’ diye eski bir şarkı vardır. ‘Sevgi’ aynı zamanda sonsuz ifadeleri olan birşeydir, dolayısıyla buna, teorideki ‘sevgi’nin veya ‘akıl sevgisi’nin tersine, ‘harekete geçmiş sevgi’ de diyebilirsiniz. Bu konuyla ilgili olarak, ‘kendimizi, dünyayı, evreni vs sevmeliyiz’ diye çok sayıda kişiden hep duyuyorum; Tabii ki buna ben de katılıyorum, ama aslında bu, uygulama açısından ne anlama geliyor, önce onu bir tartışalım. Sadece bunları sevdiğimizi düşünmek mi, yoksa meditasyon yapıp, kalbimizden ‘sonsuz sevgi’ mi göndermek anlamına mı geliyor? Veya gerek olmayacağını umduğumuz birşey için ‘sevgi’ ifade etmenin gereksiz olacağını da düşünüyor olabiliriz. Bunların hepsi olabilir, ama şimdi, ‘işte tam bu zamanda, en önemli olan: en sonuncusu’ diyebilirim.

Çevremizi saran enerji denizine ve kendimize ne kadar çok ‘sevgi’ verirsek o kadar iyi olur, ama bunu yapmanın tek ve etkili yolu, mutlaka ‘lotus’ pozisyonunda sessizce oturmak değildir. Bir benzetme yapacak olursak; nehrin kenarında oturuyor olalım. Bir çocuk suya düşerse, oturup onu ne kadar sevdiğimizi söyleyip sevgi enerjisi göndererek onu kurtarabilir miyiz? Tabii ki hayır. Derhal suya atlayıp onu boğulmaktan kurtarma hareketine geçeriz.

Aynı şekilde; sıkıntı, baskı ve adaletsizlik altında inleyen dünyaya ve insanlara sadece sevgi mi göndeririz, yoksa teorik sevgiyi, aktif sevgiye mi dönüştürürüz? Hareket ve gerçeklikten uzak bir sevgi ‘sevgi’ olamaz. O zaman bu, ‘harekete geçmekten ve gerçeklerden kaçış’ olur. Olumsuzlukları bilmemek, geçici bir süre için huzur sağlayabilir, ama sonra birgün gece yarısı ‘gerçek’ler kapıyı vurmaya başlar. Tabii ki böyle olması gerekmiyor, ama inkar ettikçe bu kaçınılmaz olacaktır...

Organik gıda yemek, meditasyon yapmak, arınmak, kolon temizliği yapmak ve sadece ‘sevgi’den söz etmek kişiyi, beden aklının çok ötesindeki ‘bilinç’e açmaz. Bütün bunları yaptığı halde, hala derin uykuda olan çok kişi ile tanıştım. Buna karşılık çok içki ve sigara içip, ‘sonsuz bilinç’ine ulaşmış nice insan da var. ‘Sonsuz bilinç’, yediğimiz, içtiğimiz veya yaptığımız meditasyondan çok ötede. ‘Sonsuz bilinç’, bağlanacağımız ve kendimizi, programlanmış olan aklımızın ötesindeki bir anlayışa açacağımız en büyük farkındalık. Bunu zincirleme sigara içen birisi de yapabilir, hiç durmadan kendini arındıran bir Yeni Çağ’cı da...

Tabii ki sağlıklı bir yaşam tarzına sahip olmak çok iyi birşey, bunu mümkün olduğunca ben de yapmaya çalışıyorum, ama bu beni ‘bilinç’li değil, sadece ‘sağlıklı’ yapıyor. Bu durumdaki bir ‘bilinçleniş’ için, ‘yüzleşmek istemediğimiz bir inkar seviyemizdir’ de denilebilir, çünkü ‘inkar’, asla ‘sonsuz bilinç’in bir ifadesi değildir, o sadece ‘beş duyu akılı’nın bir ifadesidir...

Ara
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  David icke - DÜNYAYI GERÇEKTEN KiM YÖNETiYOR? Emka 0 6,513 19-02-2017, Saat: 11:43
Son Yorum: Emka

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi