Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

GÖRME DUYUMUZ DA HOLOGRAFİKTİR


GÖRME DUYUMUZ DA HOLOGRAFİKTİR konusu, EVREN VE BİLİM forumunda tartışılıyor.
#1
Beynin içerdiği tek holografik olgu hafıza değildir. Lashley'in başka bir buluşu da, görme merkezlerinin operasyonla kesilip çıkartılma işlemine karşı beynin direnç göstermekte olduğu olgusuydu. Lashley, bir farenin görme korteksinin (beynin gözün gördüğü nesneyi algılayıp yorumladığı kabul edilen bölümü) yüzde 90'ı çıkartılmış olsa bile, hayvanın karmaşık görme yetenekleri gerektiren deneyleri hâlâ başarabildiğini keşfetmişti. Pribram'ın yönettiği araştırma, görme sinirlerinin yüzde 98'i kesilmiş bir kedinin de aynı biçimde, karmaşık görme deneylerini başarabildiğini ortaya koymuştur.3 Böylesi bir durum, bir izleyicinin, % 90'ı ortadan kalkmış bir sinema perdesinde bile filmi yine aynı keyifle izleyebileceğine inanmakla eşdeğerdedir. Ve böylece Pribram'ın araştırmaları, görme sürecinin nasıl oluştuğu konusundaki yerleşik anlayışa bir kez daha ciddi bir biçimde meydan okuyordu. 

Günün geçerli olan kuramına göre gözün gördüğü imge ile beyin arasında bire bir iletişim olduğu ve bu imgenin beyinde böylece simgelendiği kabul edilmişti. Diğer bir deyişle, bir kareye baktığımızda, görme korteksinin içindeki elektriksel faaliyetin de aynı biçimde bir kare biçimini yansıttığına inanılıyordu Lashley'inkine benzer bulgular bu görüşe ölümcül bir darbe indirmiş olmakla birlikte Pribram bununla da yetinmiyordu. Yale'de iken bu konuyu açıklığa kavuşturabilmek için bir dizi deney yapmış ve yedi yıl boyunca çeşitli görsel deneylerden geçirilen maymunların beyinlerindeki elektriksel faaliyetleri titizlikle ölçmüştü. Sonuçlar böylesi teke tek bir ilişkinin söz konusu olmadığını ortaya koymakla kalmamış, aynı zamanda elektrotlara akım yüklendiği sırada ayırt edilebilir hiçbir desen bulunmadığını da göstermişti. 

holographic-universe-620x350.jpg

 Görme teorisyenleri bir zamanlar gözün gördüğü imge ile bu imgenin beyinde simgelenmesi arasında birebir bir ilişki olduğuna inanırlardı. Pribram bunun doğru olmadığını ortaya koymuştur. Pribram bulgularını şöylece not etmişti: "Bu deney sonuçları, kortikal yüzey üzerine fotoğrafa benzer bir imgenin projekte edilmekte olduğu görüşüyle uyumsuzdur. Görme korteksinin operasyonla çıkartılmasına karşı gösterdiği direnç, görme duyumunun, hafıza konusunda olduğu gibi, beynin tümü içine dağılmış durumda olduğu düşüncesini bir kez daha gündeme getirmiş ve Pribram hafızanın bir hologram gibi çalıştığının farkına vardıktan sonra, görmenin de hafıza gibi holografik olup olmadığını düşünür olmuştu. Bir hologramın "her parçada bütünü" barındıran yapısı, görme korteksinin büyük bir bölümü çıkartılmış deneklerin görme testlerini nasıl olup da başarabildiği konusuna kesin bir yanıt getiriyordu. 

Eğer beyin bir tür içsel hologram aracılığıyla imgeler oluşturabilme yeteneğine sahipse, bu hologramın çok küçük bir parçası bile gözün gördüğü nesnenin bütününü yeniden oluşturma olanağına sahip olabilirdi. Bu durum, dış dünya ile beynin elektriksel faaliyetleri arasında bire bir ilişkinin varlığına işaret eden hiçbir kanıt bulunmayışının nedenini de açıklıyordu. Yine, eğer beyin görsel bilgi oluşturabilmek için holografik ilkelerden hareket ediyorsa, görülen nesneyle beynin elektriksel faaliyetleri arasında, bir holografik film parçası üzerinde girdaplanan anlamsız girişim desenleriyle filme kaydedilmiş bulunan orijinal imge arasında olduğundan daha fazla bire bir ilişki söz konusu değildi. Anlaşılamayan şey ise, beynin böyle içsel hologramlar yaratabilmek için ne tür bir dalga benzeri fenomenden yararlanmakta olduğuydu. Pribram bu sorun üzerinde düşünmeye başladıktan hemen sonra olası bir yanıt bulduğuna inandı. 

Beynin sinir hücreleri ya da nöronları arasında yer alan elektriksel iletişimin tek başlarına oluşmadığı biliniyordu. Nöronların ufak ağaç dallan gibi kolları vardı, bu kollardan birinin ucuna elektriksel bir mesaj ulaştığında hemen dışarıya doğru bu elektriksel mesaj, bir dalganın havuzda yayılmasına benzer bir biçimde yayılıyordu. Nöronlar bir arada yoğun bir deste halinde bulunduğu için bu genişleyen elektrik dalgaları -bu aynı zamanda dalga benzeri bir fenomendi- sık sık birbirleriyle kesişiyorlardı. Pribram bunu anımsadığı zaman bu dalgaların kesinlikle, kaleydoskopik ve neredeyse sonsuz diye nitelendirilebilecek girişim desenleri yaratmakta olduklarını fark etti. Beyne holografik niteliklerini işte bu desenler veriyor olmalıydı. "Hologram, dalga benzeri bir yapıda olan beyin hücrelerinin desteğiyle zaten hep oradaydı." diye gözlemini belirtiyordu Pribram,Kaleydoskop: Çiçek dürbünü; bir boru içerisine üçgen prizma şeklinde yerleştirilmiş aynaların içinde küçük renkli kâğıt parçacıklarının bulunduğu bir oyuncak. Işığa tutulup bakıldığında bu küçük renkli kâğıt parçacıkları, aynaların yardımıyla çok çeşitli ve eğlenceli şekiller oluştururlar.

Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi