Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Herşeydeki Kaynak Gözlem


Herşeydeki Kaynak Gözlem konusu, WingMakers forumunda tartışılıyor.
#1
Bu, İlk Kaynak’ın enerjinin tüm tezahürleri yoluyla tüm realitelerde mevcut olduğu prensibidir. O, parçaları aynı duvara yapışmış bir mozaik misali her şeyin içinde örülüdür, ve sonuçta birdir. Yine de, o mozaiği birleştiren resim değildir, parçaların yapıştığı duvardır. Benzer şekilde, İlk Kaynak öyle çeşitli ve açıkça birbiriyle ilişkisi olmayan bir resim yapar ki hiçbir birlik yokmuş gibi görünür. Ancak bir olan dışarıdaki tezahürler değil, çeşitlilik parçalarının üzerine serildiği içsel enerji merkezidir, ve tüm tezahürleri birleştirir.

Bu merkezi enerji parçası, Bütünlük Evreni içindeki titreşim alanlarındaki tüm yaşamın kolektif deposudur. KENDİNİ, Kaynak Zekasını tüm yaşam parçalarına yansıtarak her biçime sokan İlk Kaynaktır. Böylece, Kaynak Zeka – İlk Kaynak’ın bir uzantısı olarak hareket ederek – tüm yaşam mozaik parçalarının üzerine yapıştığı “duvar” olan birleştirici enerjidir. Yaşam, her şeyi birleştiren tek enerji Kaynağından Her şeye, birden Bir’e akar.

Her Şeyin içindeki Kaynağı Gözlem, yaşama ait tüm tezahürlerin İlk Kaynak’ın bir ifadesini taşıdığı prensibidir. Birleştirici enerjinin ne kadar öteye uzaklaştırıldığı ya da saptırıldığının bir önemi yoktur; Kaynak her şekilde gözlemlenebilir. Dışarıdaki tezahürler rast gele, bozuk, alakasız ve kaotik göründüğünde dahi, enerjinin birliğini algılama faaliyetidir.

Yaşamın tüm tezahürleri gerçekten İlk Kaynak’ın parçalı ifadeleri olarak kavrandığı zaman, tüm yaşam-formlarının temeli olan eşitlik titreşimi, insan bedeni tarafından duyulabilir hale gelir. Yaşam ilk önce Kaynak Realitenin bir uzantısı olarak ve daha sonra, bir biçim içine yerleştirilen bireyselleştirilmiş enerji frekansı olarak ortaya çıkar. Kendi saf, zamansız hali içinde, yaşamın tüm tezahürleri için aynı şekilde titreşir. İşte bu yaşamın paylaştığı ortak zemindir. Bu eşitliğin ton-titreşimdir, ve İlk Kaynak olarak bilinen varoluşun temelinde tüm çeşitteki ifadeleri birleştirir ve tüm yaşam formlarının içinde gözlemlenebilir. Bir birey, eşitlik gözü ile tüm yaşam formlarına bakabilirse, o zaman her şeyin içindeki Kaynak’ı gözlemliyordur.

Bu soyut bir kavram gibi görünürken, İlk Kaynak’ın iç ve dış tezahürlerini arama çalışması yoluyla kesinleştirilebilir. Daha gerçek manada, birey, tüm deneyimlerinde Kaynak Zekanın çalışmalarını gözlemlemeyi ummaktadır. Her şeyin yerli yerinde olduğuna, en uygun görevi yerine getirdiğine ve şu andaki yaşamının en iyi ifadesini aktive etme amacına hizmet ettiğine dair muhakkak beklentidir bu. Bu, tüm yaşamın, şartlar ne olursa olsun en uygun yaratım ve deneyim hali içinde olduğu bir bakıştır. Yaşamın tüm ifadeleri ile mükemmel olduğu algısıdır çünkü mükemmellikten akmaktadır, ve tezahürleri ne kadar birbirini tutmayan şeyler olsa da, yaşam Kaynak Realitesinin bir uzantısıdır.

Yeryüzünde yaşama eşlik eden aşikar kargaşanın ve yıkımın ışığında, bu tuhaf görünen bir bakış açısı ya da görüştür. Yaşam nasıl olur da – tüm biçimleri ve ifadeleri ile – uygun ya da mükemmel olarak algılanabilir? Bu yaşamın büyük paradoksudur, insan bedeninin zihinsel ve duygusal yetileri ile uzlaştırılamaz. Ancak varlığın, ölümsüz, sınırsız, zamansız ve hükümran bağlamı ile anlaşılabilir. Paradokslar vardır çünkü insan draması kapsam ve ölçü olarak sınırlıdır ve bunun nedeni de müdahale etmesi ve bulmacanın parçalarının kusursuz bir ilişki ile nasıl birleştirildiğini ortaya çıkarması için bütünlük algısına izin vermektir.

Zaman ve uzay boyutları ve enerji ve madde unsurları, insan dramasını sınırlar içine almaktadır. Hayatta kalma ve işlevsel olmayan tavır sahnelerinde oynanmıştır ve bunun sebebi de Hiyerarşinin bilgiyi kontrol etme ve şartları maniple etme yöntemleridir. İnsan bedeni içindeki varlık, insan dramasında, hemen hemen hiç ifade edilmemiş ve kapasitesinin altında kullanılmıştır, ve sonuç olarak, yaşamın görünür sapkınlıkları ve kusurları, mükemmelliğin kendisi olmak yerine mükemmelliğin engelleri olarak görülmüştür.

Yaşam, limitsiz bir zekayı genişletme ve ifade etme maksadıyla mükemmeldir. Bu, yaşamın tüm çeşitlilik sahibi tezahürlerinin içinde temel amacıdır, ve her şeyin içinde gözlemlenebilecek olan – KENDİNİ eşitlik titreşimi olarak ifade eden – İlk Kaynak’ın mevcudiyetidir. İnsan bedeninden türeyen duyumsal girdi bilgisi, bu Kaynak titreşiminin sadece bir ekosunu taşıyan belli bir derecedeki frekanslar ile sınırlıdır. Gerçek frekans, her şeydeki eşitlik özünün ve resmin kendisinin ötesindeki resmin kaynağına nüfuz etme yetisinin dikkatle ve odaklanmış bir tefekkürü yoluyla anlaşılabilir.  

Bu içgörüler, sizin zamanınızda insanı yöneten beş-duyunun ötesinde, yeni bir algı sistemi gerektirmektedir. Bu yeni duyular Kaynak Kodunun harekete geçirilmesinin bir sonucudur ve dönüşüm deneyiminin ilk aşamasını temsil etmektedir. Bu yeni algı yetisi ile, insan bedeni sadece İlk Kaynak’ın mevcudiyetini hissetmekle kalmayıp, ancak bireyselleştirilmiş ve eşsiz bir şekilde İlk Kaynak’tan ayrılmış olan tüm yaşamın içindeki zamansız özü de hissedebilecektir.


İnsan bedeni içindeki varlık sezgilerini uyandırmak, Kaynak titreşimine sonsuz duyarlılıkta bir erişim elde etmenin ideal yoludur. Bu şekilde birey, her şeyin içindeki Kaynak’ı gözlemleme yetisini geliştirebilir. Sadece enerjinin her bireysel tezahürünün içindeki İlk Kaynak’ı değil, yaşamın kendisinin bütünlüğüdür de gözlemlenen. Sonuçta, bu prensip, Kaynak’ın sadece KENDİNİN çeşitli tezahür biçimlerini gözlemlenmesiyle kalmayıp, yaşamın bütünlüğünün de gözlemlenmesini gerektirir.




maxresdefault.jpg

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi