Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

KOPYALARIMIZ HANGİ EVRENDE YAŞIYOR


KOPYALARIMIZ HANGİ EVRENDE YAŞIYOR konusu, EVREN VE BİLİM forumunda tartışılıyor.
#1
Bilim 100 yıldan beri bu sorunun peşinde; 
Kopyalarımız hangi evrende yaşıyorlar? 
“Ara, bulacaksın, sana doğa yardım edecek, 
gerçeğin keşfi için; ancak eğer sen bu şekilleri 
aşarken kendine muktedir değilsen, yalnızca 
izlemeyi keşfet ve onların yaptıkları araştırma
ve tahkîkatları dinle…” 
Arthur Findlay´ın “ Rock of Truth-Gerçek açısı”dan
page_meclis-gundemi-insan-kopyalamaya-vi...985773.jpg

Epictetus

19. Yüzyıl´dan bugüne kadar, bilim dünyasında ün kazanmış, saygın 1 grup bilim adamı, ölümsüzlüğün doğal yani fiziksel 1 hadise olduğunu saptamaye çalıştılar. tüm bu çalışmalar insani dinlerin getirdiği yaklaşımların hepsi beraber taban tabana zıttı. Bu bilim adamlarının çoğu, farklı alanlardaki buluşlarıyla toplumun geleneksel düzenini ve yaşamını değiştirebilecek kadar etkin olmuşlardı. birbirini ciddiye alan çoğu rasyonalistin ve hümanistin kritik buluşlarının ve tezlerinin karşısına, Hıristiyan din kurumu beraber birleşmiş kurumsallaşmış gelenekçi bilim çevrelerinin şiddetli reaksiyonler vererek çıktılar. 

Öncülerin birisi 1688´de İsveç´de doğan Emanuel Swedenborg´dur; Swedenborg dikkate kıymet 1 bilim adamıydı, 9 dili konuşuyordu ve 7 bilim dalında 150 yapıt vermişti, kolay zekası inanılmazydü, planörü, denizaltını ve sağırlar nedeniyle hususi 1 kulaklığı keşfetti. Swedenborg saygı gören 1 bilim adamıydı, parlamentoya seçilerek uzun 1 süre Maden Bakanlığı görevini yürüttü. Ölümüne kadar zihinsel dengesini ve kolay fikir yetisini katiyen yitirmedi. Ve Swedenborg yaşamının 20 yılını farklı boyutları araştırarak geçirmişti; şu şekilde diyordu; “Aklıbaşında olan herkesle saatlerce, haftalarca, aylarca üstelik yıllarca konuştum, çoğunu bu fizik hayat süresince tanıyordum. Hepsinin amacı, yaşamın ölümden sonraları da sürmesi gerektiği doğrultusundaydı, bunu istiyorlar ama yanında da ölümlere tanık olma tahammülünü sürdürüyorlardı.”

Bir farklı boyuttan sızan görüntüler;

İlginçtir, Swedenborg´un evrenle alakadar görüşü dikkat çekecek kadar 20, Yüzyıl´ın Quantum Fiziği Kuramı beraber paralellik ve benzeşmeler içerir. Newton döneminde maddeyi oluşturan atomlara harekete geçirilmiş 1 dış gücün nüfuz edemeyeceği kabul edilir ve karşıt görüşler tartışılırdı ama Swedenborg 1 atik partikülün (parçacık) 1 sıra kapalı güç girdabında spiral biçiminde ebedi hızda hızlandırılarak zincirleme tepkiunun oluşturulabileceğini düşünüyordu. İngiltere´deki Ruhsal Araştırmalar Derneği´nin kurucularından olan Sir William Crookes, eşdşayet zamanda da Kraliyet Derneği´nin üyesi ve 1 dönemde de başkanıydı. Aralarında Talyum´unda bulunduğu altı elementi keşfetti, zamanını en kritik bilim adamı bi biçimde kabul ediliyordu. 

Yine o dönemin ünlü medyumu D. D. Hume beraber birlikte çalışarak levitasyon yani ağırlığın yitirilerek havaya yükselme olayını araştırdı. Ruhsal ilişki ve levitasyonla alakadar net görseller elde edilerek hadise ölümsüzleştirildi, aralarında ünlü bilim adamı ionizasyon araştırmacısı ve Atlantik okyanıs altı telefon kablosu döşenmesinin yöneticisi Cromwell F. Varley´in bulunduğu 1 grup bilim adamı testler yaparak, 1 hilenin veya şarlatanlığın bulunmadığı sonucuna vardılar. Sonuçta, Crookes´un ölmüş karısının görüntülerini oluşturan 1 sıra hadise ortaya konulunca, ölümden sonraları hayat gerçeğinin inanılırlığı kabul edildi.

“Gözlerimizle gördük.”

Bu bilimsel grubun içinde, Lord Balfour, Sir William Barrett, Sir Oliver Lodge, Lord Raleigh, elektronların kaşifi J.J. Thompson ve Evrim Kuramı´nı Darwin´den bağımsız bi biçimde eşdşayet zamanda ortaya atan Alfred Russell Wallace´de bulunuyordu. Gramofonun ve elektrik ampulünün bulucusu Amerikalı Thomas Alva Edison 1 ruhçuydu ve mekanik ortamda ölülerle dairin yolunu arıyordu. Televizyonun yaratıcısı ve kızıl-ötesi kameranın kaşifi John Logie Baird, Edison´un ölümünden sonraları 1 medyum aracılığı beraber onunla ilişki kurma çabasının içindeldi ve şu şekilde diyordu; “Birçok muazzam olaya tanık oldum ve bu hadiseler sahtekarlık olayının ulaşamayacağı 1 konumdaydılar.” 20. Yüzyıl´ın 1 diğer kritik bilim adamı olan fizikçi ve Kanada parlamenteri Glen Hamilton, laboratuarında oluşturduğu net denetim koşulları altında, hususi 1 bataryadan kuvvet alan 14 tane flaşlı kameradan faydalanarak, tüm açıdan görülebilen tuhaf görüntülerin fotoğraflarını çekti. Deneylerin yapıldığı ortamda bulunan gözlemcilerin arasında, tıp hekimları, 2 avukat, elektrik ve iç alan mühendisleri bulunuyordu. tüm tanık, kendinden emin bi biçimde şu şekilde diyordu; “Zaman vakit ölülerin görüntülerini gözlerimizle gördük.”

“Ruhların Sesi” kaydediliyor;

Avrupa´da 1900´lerin başından, 1920´lere kadar aralarında o dönemin kritik bilim adamları olan Baron von Schrenck-Notzing, Profesör Charles Richet, Professor Eugene Osty ve Professor Gustav Geley´in bulunduğu 1 grup bilimci laboratuar koşulları altında, eşdşayet görünteliren oluştuğuna tanıklık ettiler. Yazdıkları rapor ederda, tüm muhtemel sahtekarlık ve hileleri araştırdıklarını ama bulamadıkları açıkladıler. Bu dönemde de, Reenkarnasyon konusu ile ilgili, dünyaca ünlü psikologların ve psikiyatrların ölümden sonraları yaşamı araştırdıklarını ve ulaştıkları oldukça kritik sonuçları ciddi biçimde dokümante ettikleri görülüyor. Psikolojinin babası ve en kritik ismi Sigmund Freud, ölüm döşeğinde eğer 1 daha dünyaya gelirse, tüm çalışmalarını Parapsikoloji alanında yapacağını söylüyordu. Psikiyatrinin en faal ismi olan Dr. Carl G. Jung, ölümden sonraları yaşamı onaylıyor ve ölümden sonraları ruhlarla ilişki kurulabileceğini itiraf ettiğini, söylüyordu (Derlenmiş Mektuplar; Cilt 1/Sayfa 431). Elektronik ruhsal ses kayıtları, günümüzde de çoğu ülkede sürdürülüyor. Ciddi ve kritik kaynaklardan gelen bilgilerle tüm an karşılaşıyoruz, bunların arasında ABD´den Mark Macy ve Lüksemburg´daki ITC Grubu bulunuyor. Bu çalışmalarda öte yandan geldiği söylenen kayıtların bulunduğu yansız gözlemcilerce belirtiliyor. Kullanılan cihazlar radyo, faks, televizyon ve telefon gibi bilinen araçlardan oluşuyor. mesela Marc Macy´nin yaptığı 1 çeşit videoyu kullanan Victor Zammit, Macy beraber “Ruhların Sesi” ni kayıt olayının yaratıcısı olan cansız Dr. Raudive´in bu yoldan ilişki kurduklarını öne sürüyor.

Ama bu ses dünyadan gelmiyor…

Bu kayıtlarda birbiriyle konuşan 2 erkeğin sesi duyuluyor ve Raudive´in sesi tanımlanabiliyor. Raudive´in ruhsal dünya beraber ilişki kurma yöntemini ruhsal dünyada da araştırarak, ulaştığı bilgileri bu tarafa ilettiği sav ediliyor. Richard Lazarus´un yazdığı “The Case Against Death” isimli kitapta Raudive´in ruhsal dünyadan gelen sesinin, bilgisayarlarda çözümleme edildiği ve örneklerde Raudive´in yaşarken ve öldükten sonraları kaydedilen sesinin eşdşayet olduğunun kanıtlandığı belirtiliyor. Daha da ötede, 1 ses uzmanı ve mühendisi olan Brezilya Sao Paulo Mühendislik ve Teknoloji Üniversitesi´nden Prof. Carlos Eduardo Luz´un yönetmekte olduğu deneylerde kullanılan yüksek kapasitede bilgisayarlarda yapılan testlerde Raudive´in sesinin tanımlandığı onaylanıyor. 1 ses bandında, Raudive´le konuşan Sonia Rinaldi, hekimin sesine bir.428 Hz´de rkatiyenyınca, ortaya muazzam 1 netice çıkıyor. Çünkü 1 erkek sesinin yüz beraber 130 Hz arasındaki 1 alanda olması gerekiyor yani Raudive´in sesi dünyadan gelmiyor.

Evet ilişki var ama ölülerle değil, sizinle… Çünkü ölmüyoruz…

Bugün İngiltere´de yaşayan matematikçilerden ve üniversite profesörlerinden oluşan 1 grup bilimci, atom altı parçacıklar üzerinde deneyler yapıyorlar ve matematik hesaplamalarla ulaştıkları sonuçları Ruhsal Olaylar´ın açıklaması bi biçimde tanımlıyorlar. Uluslararası teorik Fizik Merkezi´nin yöneticisi olan Nobel ödüllü Prof. Abdus Salam, bu grubun arkasındaki finansal desteği oluşturuyor yani birileri bu hususta büyük paralar harcıyorlar. Termohareketli ve akışkan mekanizm uzmanı eğitmen Ron Pearson, “Intelligence Behind the Universe” isimli eserinde çağdaş matematiğin, Crooks, Hamilton ve önceki diğer uzmanların çalışmalarını onayladığını net 1 dille belirtiyor. Leeds Üniversitesi´nden astrofizikçi Sam Nichols, Pearson´un hesaplarını destekleyerek, ölülerle ilişki iddialarını doğruluyor ve önemsiz sanılan değişik atomik oluşumların eşdşayet uzayı ve maddi dünyayı paylaştıkları açıklıyor. Edinburgh Üniversitesi´nden Astrofizikçi Michael Scott bu hususta şu şekilde diyor; “Quantum fiziğinin ilerlemesi bundan sonra 1 gerçektir ve paralel evrenlerin varlığını haber veriyor. Özgün ve hakikat 1 öz nesne veya cevherin etkisi sebebiyle, bizim evrenimizle direkt olarak ilişki kurulamıyor.”

Bir biz varız, bizden ötede, sayısız sayıda…

Araştırmacı Michael Roll ise “The Physicists and Rationalists case for Survival After the Death of our Physical Bodies” isimli çalışmasında, ölümün, doğum kadar doğal olduğunu ve gelinen veya gidilen diğeri dünyada Hıristiyanlar ya da diğeri dinler nedeniyle hususi yerlerin bulunmadığının tartışılmaz 1 netice olduğunu ileri sürüyor. ama en kritik açıklama çağmızın ünlü fizikçilerinden birisinden geldi; Profesör Fred Alan Wolf, “Mind and the New Physics” isimli kitabında ulaşılan sonuçlara razı olduğu söylerken; “Bu fantastik 1 ses, Quantum Mekaniği isimli bu görülmemiş fiziğin varlığı bundan sonra tartışılamaz düzeyde. Bu sözcüğün vasıtası ile ağır ağır 1 farklı dünyaya, 1 paralel evrene, çoğaltılmış 1 kopyaya doğru gidiyoruz. Ve belki de 2 değil, 3 veya dört üstelik daha oldukça paralel alemler mümkün. Bu evrenlerin tüm birisinde siz, ben veya herkes yaşıyor mümkün daha da makulu yaşıyor, yaşadı veya yaşayacak mümkün ya da daima yaşayacak mümkün ve bunların bütünü canlıdırlar.” Wolf´un sözleri olağanüstüdır ve insanı şoka sokabilecek kadar etkindir. Burada sayısız bizlerin bulunduğu gerçeği saklıdır ve eğer öyleyse farklı kişilikler taşıyan milyonlarca Hitler, Kennedy, Marilyn Monroe, Bill Clinton, Süleyman Demirel, Tarkan, Necmettin Erbakan, veya Tansu Çiller yaşamaktadırlar. Ne dersiniz? Bu gerçeği taşıyabilir miyiz?

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi