Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 5/5 - 1 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

PARALEL EVRENLER’DEKİ BEN’LERİMLE BULUŞMA


PARALEL EVRENLER’DEKİ BEN’LERİMLE BULUŞMA konusu, BİLGİ PAYLAŞIMI forumunda tartışılıyor.
#1
On yaşımdayken bir gece rüyamda, ertesi gün öğleden sonra bana bir yabancının geleceğini, bir adres soracağını ve ondan asla korkmamam gerektiğini söyleyen birşeyler görmüştüm. Üstüne üstlük rüyanın kokusu da vardı ki sanki herhangi bir yabancıya değil de; özellikle kokusundan tanıyacağım bir kişiye, adresi tarif etmemi tembihler gibiydi.

Ertesi gün saat öğleden sonra arkadaşlarımla oyun oynarken aynı zamanda da bekliyordum. Yanıma yanaşan kim olursa kokluyordum ki birden rüyamdaki kokunun aynısına sahip birisi bana doğru gelerek adres sordu ve ben de hemen oyunu bırakarak ona yolu tarif etmiştim. Döndüğümde ise büyük bir görevi yerine getirmenin keyfi içerisindeydim. Beni tereddüt etmeden bu yabancıya yakınlaştıran bir diğer boyuttaki kendimdim. Bunu biliyordum çünkü o kişiye adresi tarif ettikten sonra, ne zaman istersem benim de onun rüyasına girerek birlikte olabileceğimizi söylemişti ve eklemişti: “Ben senin diğerinim.”

1993 yılı bir öğleden sonrasında kendimi derinden saran mutsuz içinde oyalarken çok güçlü bir sesle irkildim: “Paralel evrendeki parçan üçüncü boyuta sıkıştı.” Bu ses, öylesine kesin ve belirgin gelmişti ki kendimi bir an da başka bir alanda, yer çekiminin olmadığı bir zaman diliminde hissetmiştim. Paralel evren de ne demekti? Üçüncü boyuta sıkışan neydi? Sanki birisi misafirliğe gelmiş de gidememiş gibi miydi? Algılamaya çalışıyordum ama zihnim izin vermiyordu; bilmediği bir alanın önüne ‘’tehlikelidir girilmez’’ levhasını çakmıştı resmen. Kendimi tuhaf hissetmeye başlamıştım ve herhangi bir kaynağa başvuramayacak kadar yetersiz şartlar altındaydım. Dahası bana bu konu ile ilgili açıklama yapacak birilerini de tanımıyordum.
Mutfakta Boğulan Bir Kadın

201503281425_paralel-evren-fringe-bishop-peter.jpg


Aradan uzunca bir zaman geçmişti ama ben hala sesin etkisindeydim. Bu etkinin enerjisini boşaltmak için en iyi bildiğim şeyi yapmaya, yani yazmaya kendimi verdim. Kalemimden satırların dökülmesiyle beraber de iki boyut iç içe geçmeye başladı sanki. Bir yanda mutfakta günlük hayatını sürdüren bir kadın vizyonunu yani kendimi izlerken; aynı anda da denizde boğulan bir kadını görüyordum ki iki filmi birden seyretmek gibiydi bu. Ama önemli bir farkla, ben iki filmi de canlı canlı yaşıyordum! Bir yandan mutfağımda oturuyordum, ama bir yandan da nefes alamamayı yaşıyor ve ölmek üzere olduğumu biliyordum. İnsanlara son vedamı yapamadığımı düşününce de ızdırabım daha da artıyordu; ama artık çok geçti, ölüyordum ve yapabileceğim hiçbir şey yoktu… Derken aniden gözlerimin önünde denizde boğulmaktan son anda kurtarılmış ama yarı baygın halde yere yatırılmış olan bir kadın ve onun etrafını saran insan kalabalığı belirdi. Acil müdahale ekipleri onu hayata geri döndürmeye çalışırlarken sanki beni de bu müdahaleye dahil etmişlerdi ve de aynı anda ikimiz birden nefes almaya başlamıştık.

Eşikte…

Artık yazarken sık sık vizyonlar görüyordum ve bununla birlikte büyük bir bilgi akışı da başlamıştı, tabii aklımdaki soru işaretleri de büyüyordu. Eğer o parçamla bütünleşebilirsem, o zaman iki kişilik birden mi sergileyecektim? Aklımı kaçırma olasılığım ne kadardı? Yoksa bu bütünleşme aynı anda diğer boyutlara da açılmamı sağlayarak, benim bu dünyadaki görevimi mi bitirecekti? Ayrıca çocukluğumdan beri iç içe geçtiğini hissettiğim yaşamlar; şimdimi mi, geçmişimi mi, yoksa geleceğimi mi kapsıyordu?

Tüm bu olan bitene inanmak için kendimi çok zorladım. Zorladıkça da bilgi kendini daha fazla gizledi. Şükürler olsun ki bu hatamı fark etmek de beni kendime getirdi. Aslında bu zorlama falan değildi, kendiliğinden oluşan harika bir deneyimdi. Kendimi bu deneyime bu sefer rüya aracılığı ile ya da çok büyük bir sıkıntı enerjisi ile değil tamamen bilinçli bir şekilde açmaya karar verdim ve de iyi ki de öyle yaptım. O zamana kadar sudan korkan ben, şimdi gayet iyi yüzmeye başlamıştım. Ayrıca gün içerisinde üzerime çöken boğulma hislerim de şifalanmıştı sanki ve yaşamaz olmuştum.

Tüm bu hatırladıklarımın eşliğinde artık birşeylerin olmasını beklemek yerine, kendimi diğer boyutlarda bilinçli bir şekilde görmeyi arzuluyordum. Paralel evren adı verilen kavram, boşluk alanına girilerek; başka bir deneyim alanının yaratılması gibi bir şey olabilir miydi ve ben, bu boşluk alanına kendi başıma girebilir miydim?

Sorularımın yanıtlarını almanın ve yaşadıklarımın ne anlama geldiğini anlamanın eşiğindeydim; ama yardım hiç beklemediğim bir şekilde karşıma çıkacaktı.

Aylardan Mayıs, Yıllardan 2005…

Artık yazılarım vizyonlarla dolu bilinç çalışmalarına dönüştürmüştü. Nitekim bir gece çok yoğunlaşmış biçimde yazı yazarken birden bir varlığı çok güçlü bir şekilde hissetmeye başladım ve biraz sonra adının Loo olduğunu söyleyen bir ejderha karşımda duruyordu.

Loo bana sırtına binmemi ve beni yedinci boyut adını verdiği yere götüreceğini söyledi. Ben yukarı çıkacağımızı zannediyordum ki; Loo, bana gülerek “Neden aşağıda da yaşamların var olduğunu düşünmüyorsun?” diye sordu. Nereye gidiyorduk hiç bir fikrim yoktu, ama kendimi benzersiz bir keyif içinde bulduğumu itiraf etmeliyim. Derken

Loo bana, aklımdakileri sorabileceğimi söyledi ve ben de hemen başladım.

Loo, paralel yaşamının amacı ne olacak? Yollarımın kesiştiği benlerimle ilişkilerim ne düzeyde olacak? Boğulan kadın parçam neden bana kendini bu şekilde gösterdi?
Çok boyutlu olarak düşün kendini. Bir kere kesişme değil, bütünleşme olacak. İlişkilerse telepatik düzeyde olacak. Paralel evrende olan diğer ‘sen’lerin bazen senin dikkatini çekmek için travmatik yollara başvururlar. Bu da onlardan biriydi sadece.

Diğer boyuttaki parçalarım, birbirlerini algılayacaklar mı? Yani fiziksel olarak birbirlerini görecekler mi?

Dediğim gibi telepatik düzeyde algılayacaklar. Bir varlık bir düşünceye sahip olduğunda diğer tüm varlıklar da aynı düşünceyi bilirler, ama bu çok zayıf bir frekans içinde meydana gelir. Bazıları ama birbirine yakın olan bazıları buna “telepati” der. Bu iki kadın birbirini fiziksel olarak eğer isterlerse görebilecekler; on yaşında gördüğün kendin gibi. Eğer izin verirsen diğer boyutta olan ‘sen’lerini de görebileceksin, ama onlar önce “telepati” kuracaklar. Birisinin aklına gelen diğerinin de aklına gelecek. “Telepatik yetenek” diye bir şey yoktur; telepati bir yetenek değildir zaten, her insanda doğal olarak vardır. Bilgi akışını hissedeceksiniz. Unutma daha yolun çok başındasın.

Nerden başlayacağımı bilemiyorum?
O kadar basit ki… Sadece kendi yaşamındaki değişimlere bakarak başlayabilirsin.
Peki deneyimleri kim koordine ediyor? Ben mi, diğer ben’lerim mi?
İpuçlarını değerlendirmen için sana hemen bir sır vereyim. Diğer ‘sen’lerinin ne yaptığını anlamak çok kolay. Kendinde ani değişimler olduğu zaman bil ki diğer boyuttaki veçhelerinden-sen’lerinden biri ile bütünleşiyorsundur.
Yani aslında yine benim parçam değil mi?
Kesinlikle.
O zaman bütünleşmenin ana fikri nedir?
Seninle uyumlanmaya çalışan veçhelerin birbirleri ile dans ederek ortaya çok güçlü bir enerji yayıyorlar.
O halde şimdi ‘’bu dansı bana lütfeder misin’’ diyen paralel evrendeki diğer ‘ben’e gitmek istiyorum.
Şimdi seni nereye götürdüğümü düşünüyorsun?

Yedinci Boyutta…

Yedinci boyut demişti az önce bana Loo. Çok heyecanlanmıştım. Aşağıya doğru süzülmeye başladık. Hissettiklerimi, gördüklerimi tarif edeceğim; ancak ne kadar başarılı olacağımı konusunda hiçbir fikrim yok.

Yedinci boyutta her şey kutlama şeklinde yaşanıyor. Aşağıya iner inmez çok coşkulu bir şekilde karşılandık. Ben, yedinci boyuttaki kendimle karşılaştım. Bedenim çok yumuşak bir ışık demeti gibiydi. Boyum biraz daha uzundu. Saçlarım çok uzundu ve mor ve mavi karışımından oluşmuş bir renge sahipti.
Bitkilerle uğraşıyordum. Kendime yaklaştım. Çok huzurlu bir andı. Adım Ahumika’ydı. Hiç konuşmuyorduk. İletişimimiz hisler üzerinden gerçekleşiyordu. Yedinci paralel boyutum bana insanların hamile kalmadan, yedinci boyuta geldiğini anlatmaya başladı. Travmaların olmadığı boyutun enerjisi bu yüzden çok fazlaydı.

Reiki’yi sordum. Bana dünyaya getirdiğimiz Reiki’nin asıl amacının, şifa amaçlı olmaktan öte Kundalini enerjisini uyandırmak olduğunu söyledi. Bizlerin hastalık kodlu olmadığımız için Reiki bu amaca hizmet için değilmiş. Yedinci boyutta Reiki yani yaşam enerjisi kendiliğinden var. Bir yerden gelen enerjilere aracılık etmiyoruz. Dünyanızda hastalıklar artınca Reiki, şifa kodu olarak iş görmeye başladı. Reiki enerjisi, hastalıklara indirgenerek enerjisi düşük düzeyde kaldı. Çok az kişi bunun farkında olarak Reiki ile çalışıyor.


Bundan sonra ilişkimizi nasıl sürdüreceğimizi sordum. Bana istediğim an yedinci boyuta gelebileceğimi ve enerjiyi hissedebileceğimi söyledi. Bitkilerin ve şifanın da dışında da ne sormak istersem; bana, herşeyi anlatabileceğini çünkü artık birbirimizin farkında olduğumuz için enerjilerimizin bütünleştiğini söyledi.


Alıntı

Ara
Cevapla


Konu ile Alakalı Benzer Konular
Konular Yazar Yorumlar Okunma Son Yorum
  Yeni Bulgular, Uzaylıların Paralel Evrende Yaşıyor Olduğuna İşaret Ediyor! Archilles 0 745 16-05-2018, Saat: 17:50
Son Yorum: Archilles
  BİLİM İNSANLARI BAZI RÜYALARIMIZIN PARALEL EVRENLERE KISA BAKIŞLAR OLDUĞUNU SÖYLÜYOR Emka 0 1,113 13-05-2018, Saat: 17:25
Son Yorum: Emka
  BİLİM İNSANLARI BAZI RÜYALARIMIZIN PARALEL EVRENLERE KISA BAKIŞLAR OLDUĞUNU SÖYLÜYOR Archilles 0 1,469 03-05-2018, Saat: 21:51
Son Yorum: Archilles
  Türkler’deki “Yada Taşı” nın Sihirli Gücü EvrimBilge 0 2,968 09-10-2017, Saat: 11:16
Son Yorum: EvrimBilge
  Paralel Evrene Farklı Bir Bakış Açısı: Rüyalar Magnetho 0 2,236 13-09-2017, Saat: 15:30
Son Yorum: Magnetho

Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi