Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Varoluşun Değişen Modelleri


Varoluşun Değişen Modelleri konusu, WingMakers forumunda tartışılıyor.
#1
Hükümran Bütünün bilinci, insan bedenini İlk Kaynak’ın realitesine doğru içine yönelmeye çağıran bir varış noktasıdır. İnsan bilinci, Kaynak Realiteden çıkıp yaptığı tüm yolculuklarda, Kaynak Realitenin mücbir özelliklerini, mantık ve hiyerarşinin dış yönetimlerinden akan sınırlama lisanına olan ısrarcı inanç yoluyla elimine etmiştir.

Lisanın arkasına saklanmış olan Kaynak Realite, zamanla dünyanızın peygamberleri vasıtasıyla “aydınlatılmış” ve sonuç olarak mücbir özelliklerinin ifadesi yerine lisan imajını üstlenmiştir. Lisan, sınırlamanın kaynağıdır.  Zulmün ve tutsaklığın maşasıdır. Aynı zaman-uzay evrenindeki tüm varlıklar, sanal olarak, kişi ile Realite Kaynak’ın mücbir özellikleri arasında esneyen bir hiyerarşiye bağımlılığı koruma arzusundadır. Lisanı bir yapısal sınırlama şekli olarak kullanan hiyerarşidir ki lisan aynı şekilde özgürleştiren ve güçlendiren olarak görülebilir.

Kaynak Realite, İlk Kaynak’ın meskenidir ve tüm lisanların yapılarının dışında dans etmektedir. Kendi içinde bütündür ve tek amacı, Bütünlük Evrenindeki tüm türlerin kolektif potansiyellerini göstermektir. Bir kusursuzluk örneğidir. Her varlığın yaratılış tasarımının ve mutlak varış noktasının standart taşıyıcısıdır. ONUN özü, insan bedeninin, dışarıdakilerin ve nihayetinde hiyerarşinin Kaynak Realiteyi tanımlamak için kullandığı lisana müracaat etme eğilimi kavramının çok ötesindedir.

Hiyerarşi, varoluşun bir tekâmül / kurtuluş modelini tedarik etmek yoluyla, tüm varlıkların Bütünlük Evrenindeki gelişimini yönlendirme teşebbüssünde bulunmuştur. Kişi ile Kaynak arasındaki bağlantının altı, lisan, inanç sistemi manipülasyonu ve hiyerarşi tarafından tasarlanmış ritüel katmanlar vasıtasıyla, varlıkların ruhsal özü ile - kaynakları - İlk Kaynak arasına girmek amacıyla kazılmıştır.

Her kişi, dışa bağımlılığın her türlüsünden özgür olmayı kendiliğinden bilmelidir. Bu başkalarına güvenmemek ya da bir arkadaşlık ve topluluk içinde bir araya gelmemek anlamına gelmemektedir. Bu sadece, göreceli gerçeğin sürekli kontrol etme arzusunda olanların ellerinde değiştiği yönünde bir uyarıdır. Niyetleri iyi olsa dahi, yaptıkları hala bir çeşit kontroldür. Hiyerarşi bilgileri kendine sakladığında, göreceli gerçeğin yorumlayıcı merkezleri, Kaynak eşitliğinin gücünü dağıtmak yerine gücü kazanmak ve sürdürmek yönüne kaymaktadır.

Göreceli gerçeğin birçok katmanı vardır, dışarıdakilerin lisanını dinleseydiniz, büyük bir ihtimalle lisanın ilanı için kendi gücünüzden feragat ederdiniz. Lisan, egonun güç ve kontrol güdüsü için baştan çıkarıcıdır, tıpkı zihnin dışarıdakilerin diline teslim olma ve inanma eğilimi gibi. Daha düşük bir gerçeğe bireyleri bağlı tutmak ya da bir amaca hizmet etmiyor olsa da bireylerin hiyerarşiye desteklerini korumak amacıyla – gerçek ya da hayali olsun – görüntülere ve fikirlere saf olanları çekebilir. Hiyerarşinin her seviyesindeki kontrol perdelerinin, kaderinde perdeleri indirmek ve hükümran gücün hiyerarşinin gücünü yenmesini sağlamak olan varlıklar tarafından yerle bir edileceği zaman hızla yaklaşmaktadır.

Gelecekteki varoluşlarını keşif-dünyaya örmüş olan varlıklar var ve onların kaderi, tüm varlıklar arasında ve tüm ifade seviyelerinde Kaynak eşitliğinin olduğu gerçeğini göstermektir. Hiyerarşinin temel amacı, bariyerleri eşitliğe doğru öyle bir şekilde kaldırmak haline gelecek ki hiyerarşi, bilincin engelleyicisinden çok kurtarıcısı gibi görünecek. Kaynakları ile eşit olmaya hazır olanlar için perdenin hızla inmesini sağlayacak olanlar var; hiyerarşinin dolambaçlı yollarından kaçınmak istiyorlar; ve Kaynak Realitenin özgür ifadeleri olarak ilahiliklerini kucaklamak istiyorlar.

Hiyerarşi, çeşitli ilgi alanlarını, realite algılarını ve hareket güdülerini temsil ediyor. Hiyerarşinin, bireyleri İlk Kaynak ile eşitlik statüsüne doğru yönlendirmedeki beceriksizliğine bu çeşitlilik neden olmaktadır. Ancak hiyerarşinin bu kadar çok bireyi ruhsal enerjilerine ve sezgi merkezlerine çekip uyandırmasını da bu çeşitlilik sağlamaktadır. Bununla beraber, hiyerarşi kendini çeşitliliğe hapsetmiş ve kendisinin evrimin zorlu merdiveninden Kaynak eşitliği yoluyla varlıkları güçlendirme amacı ile uyumlu Işığın coşkulu nehrine tekâmül etmesini önleyen özelleşmeye yetki vermiş durumdadır.

Kurtuluş kavramı, genetik zihin yoluyla insanlığın kitle bilincinde sürekli gezinen yetersizlik hissinden kaynaklanır. Bu hisler, insan bedeninin [fiziksel, duygusal, zihinsel bedenlerin] parçalanması ve – parçalanmış iken – bütünlük perspektifini tamamen yakalayıp ilahi kökenlerine ulaşarak kendini İlk Kaynak ile eşit kabul edememesi ile bağlantılıdır. Bu durum, insan bedeninin parçalanmış olmasından kaynaklanan yetersizlik ve güvensizlik halinden kurtarılmak için tükenmez bir arayış ile sürer.

Bilinci evrimleştirme güdüsü, bütünden az olma hissinden türemektedir. Özellikle, insan bedeninin parçalanmasından kaynaklanan kusurlu olma yargısından dolayı İlk Kaynak ile bağlantılı olamama hissinden türemektedir. Bu hisler yüzünden parçalanma tüm türlere yayılmaktadır ve genetik zihne de geçmiştir ki bu insan bedeninin paylaşılan temelidir. İnsan türünün genetik zihni, hiyerarşinin tek ve en güçlü parçasıdır ve hepsi de tüketici olan üç boyutlu, beş duyulu şartlar içinde yaşayan insan bedeninin koşullarından şekillenmiştir.

Bir varlık, ilk olarak doğum ile bir insan bedenine girdiğinde, hemen fiziksel, duygusal ve zihinsel algı ve ifade spektrumuna bölünür. O günden itibaren varlık, keşif-dünyanın üç boyutlu, beş duyulu şartlarına adapte olmak ve yönünü bulmak üzere dikkatlice şartlandırılır. Etki olarak, varlık, bilincini bilerek bütünlükten ayrılığı deneyimlemek üzere böler.

Bu ayrılık hali içinde, varlık, yeni deneyim ve İlksel Mavi Kopya ile ilgili daha derin bir anlayışa ya da İlk Kaynak ile ilgili büyük bir vizyona sahip olmak amacıyla kendini malul etmiştir. Bu derin anlayış ile, varlık, insan bedeninde, üç-boyutlu bağlamı bir kendinin-farkında olmaya, Bütünlük Evreninin ayrılmaz bir parçasına dönüştürebilir. Bu muhteşem ve kararlı çaba, insan bedeninin bütünlüğünü arama ve İlk Kaynak ile ilahi bağlantısını yeniden deneyimleme arzusunun ortaya çıkmasını sağlar.

Bu arayış, büyük ölçekte, bireyin tekâmül / kurtuluş varoluş modelini arayıp araştırma isteğini ateşleyen yakıttır. Bireyin, hiyerarşinin belli bir alt-grubundan yardım ve rehberlik alma isteğini güdüler ve böylece, bir aidiyet ve birlik duygusu geliştirir. Bu, insan bedeni, Varlık Bilinci, Bütünlük Evreni, Kaynak Zekâ ve İlk Kaynak arasındaki birliğin altını çizerek bir farkındalığın katalize olmasına yardımcı olan aynı aidiyet ve birlik duygusudur.

İşte bu nedenle, tekâmül / kurtuluş modeli, Büyük Deneyin kritik bir parçasıdır. İnsan bedeninin birlik ve aidiyet hissi geliştirdiği bir aşamadır. Bir büyük ve kapsamlı vizyon ile ilişkide olma hissidir. Bu nedenle, hiyerarşi kurtarıcıları beslemektedir. Bu ayrıca, yetersizlik ve güvensizlik hislerinin hiyerarşi tarafından geliştirilmesinin ve beslenmesinin de nedenidir. Bu, aslında insanlığın birleşmesini hızlandırmaktadır ki bu da karşılığında, insanlığın Bütünlük Evreni ile birleşmesini hızlandıracak ve yönlendirecektir.

Ruhsal liderler, yaşam realitesinin yüzeyinin altına dalabilir ve her yaşam formunun nasıl birbirleriyle girift şekilde bağlantılı olduğunu ve bu yaşam alaşımının insan bedeninin hem algı hem de ifade yetisinin ötesinde zeki olduğunu deneyimleyebilir. Ruhsal liderler, bu koşul nedeniyle kişisel yetenekleri vasıtasıyla yaşamın boyutsal derinliğini ve sınırsız zekâsını algılayıp ifade ederek bu realiteyi aktarabilen tek insanlar olabilmişlerdir. Lisan araçları ile kimse yaşamın boyutsal derinliğini ve enginliğini ifade edemez. Sadece, ellerinden geldiğince, tercümelerini ya da etkileşimlerini açıklarlar.

Her insan, farklı seviyelerde de olsa, yaşam realitesinin yüzeyinin hemen altına dalıp Bütünlük Evrenine dair kişisel tercümelerini algılayarak ifade edebilir. Kendi tercümelerini geliştirmek için sadece zamana ve niyet etmeye ihtiyaçları vardır. Ve bu, açıkça, bütün büyük ruhsal liderlerin öğrettiği şeydir. Yaşamın derin anlamı, seçilmiş bir azınlık tarafından deneyimlenmek üzere kati değildir; mevcut yaşam formu kadar çok yüze sahip evrimleşen, dinamik bir zekâdır. Hiçbir yaşam formu ya da türü, İlk Kaynak’ın KENDİNİ KENDİ ihtişamı ile ifade ettiği Bütünlük Evrenine açılan hususi bir kapıya sahip değildir. Kapı, herkes ile paylaşılmaktadır çünkü İlk Kaynak her şeyin içindedir.

Keşif-dünyasının büyük ruhsal liderleri, Bütünlük Evrenini ve insanlığın oradaki rolünü, kendi yöntemleriyle tercüme etmişlerdir. Böyle yaparak, tercümeleri, otoriteleri ve içgörü derinlikleri ile tanımlandıkları için, hiyerarşinin birçok alt-grubu içinde tartışmalara hedef haline gelmiştir. Bu tartışma ve sorgulama süreci, inanç kutuplaşmasına neden olmaktadır. Kendi özel liderlerinin tercümelerini savunmak ve süslemek üzere bir sempatik seçmenler grubu ortaya çıkacak ve diğer herkes, bunu, eski inançlardaki küçük görme ifadesi olarak görecek.

Bir kurtarıcı ya da peygamberin Bütünlük Evreni ile ilgili tercümelerine dayalı bir din yaratmanın bu hususi yöntemi, varoluşun tekâmül / kurtuluş modelini araştıran türlere hastır. Büyük peygamberler ya da kurtarıcılar olarak kabul edilen ruhsal liderler, hiyerarşi tarafından yapılmış mevcut tanımların ötesinde Bütünlük Evrenine dair bir vizyon geliştirmişlerdir. Bütünlük Evrenine yeni bir kapı yaratmışlar ve tartışılma ve muhtemel alay edilme bedeline rağmen vizyonlarını paylaşma arzusunu taşımışlardır.

Bu adam ve kadınlar, insanlık için kendinin yeni yüzlerini araştırmanın kapılarıydılar. Aşkın-ruhun (üst-ruhun) bir parçası veya evrensel bilinç ile birleşmek amacını taşıyorlardı ki tekâmül döngüsünün o döneminde, bu, temel bir gereksinimdi. Fakat liderlerin tercümeleri o kadar sıklıkla, bir din ya da mezhep yaratmak isteyen müritleri tarafından tercüme edilmeye başlandı ki vizyon, onu hem koruyan hem de teşvik ettiren bir kitlesel yapı ile bağlantılı olduğu gerçeği ile canlılığını yitirdiği hiyerarşinin ellerine düşmüştü.

İlk Kaynak, bireylere bağlıdır, organizasyonlara (topluluklara) değil. Sonuçta, Hiyerarşinin, hayati ve dinamik bir şekilde Kaynak’tan bağlantısı kopmuştur. Hiyerarşi, daha çok, yardım etmek, hizmet etmek, gücün pozitif bir şekilde kullanılmasına izin veren bir fonksiyon taşımak için kendi kolektif arzusuna bağlıdır. Kendi içinde, bu yanlış ya da sapkın değildir. Hepsi, Kolektiften bireye ve bireyden Kolektife doğru bilincin ortaya çıkışını yöneten İlksel Mavi Kopyanın bir parçasıdır. Bu, bütünlüğü sağlayan ve Kaynak Zeka içerisindeki güzelliği akıtan bütünleşme spiralidir.

Hiyerarşinin Ruh olarak etiketlediği şey, kelime olarak, Kaynak Zekânın olabilecek en yakın sembolik adlarından biridir. Kaynak Zeka, Kaynak’ın bir uzantısı olarak tüm titreşim alanlarında yaşamaktadır. Hiyerarşi ile karşıt-denge olarak örgün, bir İlk Kaynak elçisidir. Kaynak Zeka, bütünlük ve uyumun faktörüdür ve hiyerarşinin İlksel Mavi-kopyanın amacına yönelik hizmet ettiğini garanti altına alır. Kaynak Zeka, etki olarak, zaman ve uzay laboratuarında, Büyük Deneyi denetleyen ve kriterleri belirleyip, değişkenleri seçen, sonuçları izleyen ve alternatif sonuçları değerlendiren bir “bilim adamı” gibidir.

Büyük Deney, tüm varoluş boyutlarındaki tüm varlıklar vasıtasıyla Kaynak Zekânın devam eden dönüşümü ve genişlemesidir. Alternatif varoluş modellerini test ederek, belli bir noktaya kadar, varlığın ve İlk Kaynak’ın hükümranlığını çiğnemeden bilinci birleştirmek için en iyi modeli belirlemek Büyük Deneyin amacıdır. Büyük Deney, Büyük Gizeme açılan birbirine bağlı birçok uzak sahneden meydana gelmektedir. Bütün bu farklı sahneler, evreni Kaynak Realitenin tüm varoluş boyutlarına önlenemez genişlemesine hazırlamak üzere, zaman-uzay evreninde eşzamanlı olarak oynanmaktadır.

Keşif-dünyası örneğinde, burası, bireysel bilincin Kaynak Realitenin mücbir özellikleri ile net bağlantısını hiyerarşinin herhangi bir şekilde müdahalesi olmadan yükselten varoluş sahnesidir. İşte bu, masal ve mitolojik hikâyelerin / efsanelerin ışığa çıktığı ve gerçekten olduğu gibi bilindikleri zamandır. Bu, lisanın, Kaynak Realitenin mücbir özelliklerini kontrol mekanizmasının tüm bariyerlerini yıkacak şekilde enerji ve titreşim sanatkârlığı ile sergileyecek yeni bir iletişim formuna dönüştürüleceği zamandır.

Hiyerarşinin, kozmos boyunca keşfedilebilecek en uç sınırlara kadar uzandığını fark etmenin zamanıdır. Tüm yıldız sistemlerine, tüm boyutlara uzanan dalları vardır. Ve tüm yaşam formları, bu kozmolojik ağacın “yapraklarıdır”. Hiyerarşi, her biri ağacın dalları vasıtasıyla tekâmül ederken türlere, ruhlara, gezegenlere ve yıldızlara büyük telkini (fikir aşılama) meydana getirmektedir. Tüm yapıların en büyüğü içinde bir yerde kümelenmiş bir alt-grubun desteği ile enerjilerini sarf etme arzusundaki zahiri bir meclistir: Hiyerarşi. Hizmet, Hiyerarşinin işlevsel amacıdır ve birçok durumda, evrenin kurtarılış kavramı ve öğretmen / öğrenci düzenini ifade etmektedir. 

Hiyerarşi, enerjilerini alt gruplara bağlamış her saikten varlıktan meydana gelmiştir. Bu alt grupları, engin kozmolojik bir ağacın bağımsız dalları olarak düşünün – Kaynak Realitesinin dışındaki her şeyi kapsayan bir yapı olarak. Ağacın kökleri, genetik hafıza ve bilinçaltı kimliğinin toprağına bağlıdır. Ağacın alt kısmında, ilk dallar filizlenir ve onlar en eskilerdir, türün yerli dinlerini temsil ederler. Orta bölümdeki dallar, kabul edilmiş dinler ve geleneklerdir ve üst dallar ise, evrende yeni yeni ortaya çıkmaya başlayan karşılaştırmalı inanç sistemlerini temsil etmektedir. Bütün ağaç, bu anlatımla, Hiyerarşidir ve Büyük Deneyi ateşleme amacı ile Kaynak Zeka tarafından tasarlanmış, ekilmiş ve beslenmiştir.

Bu, evrime karşı dönüşüm deneyidir. Evrim, hiyerarşi içerisindeki pozisyonların sürekli değişim sürecidir – mevcut pozisyonunuzu daima sizi işaret eden yenisine göre değerlendirir. Dönüşüm, hiyerarşiyi pas geçip bağımlı kurtuluş modeli yerine hükümran üstatlığa giden hızlandırılmış yolları fark etmektir. Bu yeni yollara, direkt olarak, tüm varlıklarda mevcut olan eşitliğin deneyimi ton-titreşimi ile ulaşılabilir.

Bu ton titreşimi, küresel müzik olarak adlandırılan şey ya da Kaynak’ın niyeti ile rezonans içindeki evrende hareket eden ruhun titreşimi değildir. Dönüşüm deneyiminin üç kuralını bir arada tutan bir titreşimdir: şükran vasıtasıyla Evrenle ilişki, her şeyde Kaynak’ın gözlemlenmesi ve yaşamın beslenmesi. Bu yaşam prensiplerinin özel bir denklem yönetiminde uygulanması, hiyerarşinin kontrol elemanlarından varlığın kurtulmasını sağlar.

Hiyerarşi, varlıkları maniple etmeden ve özgür iradelerini ortadan kaldırmadan gerçeğin yorumlayıcı merkezi rolünü nasıl oynayabilir? Büyük Deney, özgür irade ile tasarlanmıştı çünkü özgün bilginin kazanılmasındaki öncelikli yöntemi, Kaynak Realitenin tüm varoluş boyutlarına genişletilmesi için kullanılabilmektedir. Özgür irade, Büyük Deney kapsamındaki birçok teste değer aşılayan hakikat bağıdır. Hiyerarşi ya da diğer başka dış yapılar, asla özgür iradeyi riske atmaz. Sadece varlık kendi realitesini seçebilir ve bu da özgür iradenin temel prensibidir.

Özgür irade, sırf, varlığa, Kaynak eşitliğini fark etmesini geciktirmek için alternatif realiteler ya da rölatif gerçekler sunulduğu için kısıtlanmayacaktır. Bu, varlığın seçimidir ve kendi kaynaklarını araştırıp hükümran bir realite yaratmak yerine kendini dış hesaplar realitesine yatırım olarak kullanır. Özgür iradenin değeri, hükümranlığa doğru ilerledikçe sürekli artmaktadır, ve benzer şekilde, dışa bağımlılığa doğru yöneldiğinizde de daima azalır. Hükümranlık ile dışa bağımlılık arasındaki seçim, özgür iradenin temelidir ve bu temel seçimi ortadan kaldırabilecek hiçbir yapı ya da dış kaynak yoktur. Dış koşullara bağlı olmadan dışarıda olan herhangi bir şey tarafından reddedilmeme içsel bir seçimdir.

Bütünlük Evreni, (Kaynak Realitesi de dâhil) tüm boyutları kapsamaktadır, bu nedenle tüm realiteler, burada muhafaza edilmektedir. Kavranabilmesi mümkün olmayan çeşitlilikte, her varlığa, Kaynak Realitesi ile ilişkisi bağlamında özgür iradesini ifade eden bir yapı verilir. Bu yapıların her biri, birçok seçenek ile değişir, fakat her biri, hiyerarşinin süper yapısı ile bağlantılıdır. Kaynak Realitenin, yapısız realitesi, özgür iradenin ilk olarak düşlendiği yerdir ve bu kural, zaman-uzay evrenine bir özgünlük bağı olarak uzandığında, varlığın Kaynak Zeka ile bütünlüğünün ne kadar farkında olduğuna artarak bağımlı olmaya başlamıştır.

Varlık, parçalara bölündüğünde, özgür irade algısı da hiyerarşi tarafından belirlenmiş olan düzeye sınırlanmıştı. Varlık bir bilinç toplamı ise, hükümran bütünlüğünü fark ediyorsa, özgür irade gereksiz bir yapı şeklini alır, tıpkı bir yaz günündeki ateş gibi. Varlıklar bütünlüklerini bilmiyorlarsa, yapı bir kendine-dayatılan bir güvenlik şekli ile ortaya çıkar. Yapılaşan ve yönetilen bir evrenin süregelen gelişimi vasıtasıyla, varlıklar, güvensizlik ifadesi ile sınırlarını -limitlerini- belirlediler. Zamanla bütünlüklerinin parçaları haline geldiler ve güzel bir vazonun cam parçaları misali, toplam güzelliklerine dair çok küçük bir benzerlik taşırlar.

Varoluşunuzun kökenini algılıyor olsaydınız, şüphesiz varlığın ne kadar engin olduğunu da görürdünüz. Kaderinizi kaplayan perdeleri delip geçebilseydiniz, ne kadar daha enginleşebileceğinizi anlardınız. Bu iki varoluş noktasının arasında – köken ve kader – varlık, daima Kaynak Zekanın titreşimli kabıdır. Zaman-uzay evrenlerini İlk Kaynak’ın bir istasyonu olarak keşfetmek için büyük bir arzu ile kendine izin vermiştir. Bu nedenle, hiyerarşi varlığın bütünlük algısını kısıtlayabilir olsa da, teslim olan varlıktır, seçimle, sınırlanmanın lisanını, dış varlıkların beyanlarını dinlemiş ve tekamül / kurtuluş modeli tarafından ayartılmıştır.

Hiyerarşi neden alternatif model olan dönüşüm / üstatlık modelini sunup varlığın bir seçim yaparak özgür iradesini gerçekten deneyimlemesine izin vermemiştir? Çünkü hiyerarşi de diğer birçok varlık gibi, bütünlüğünün farkında değildir. Parçaları ya da alt grupları, tamamen sınırlara sadıktır. Tanımlayan ve sınırlayan sınırların olduğu yerde, yapı da vardır. Derinlere yerleşmiş yapının olduğu yerde, dönüşümün mümkün olmadığına dair değişmez bir inanç vardır.  Doğal olarak, zaman-uzay evreni, inanç projeksiyonunun matrisine intibak eder ve dönüşüm kavramı, hiyerarşinin realitesinden tamamen çıkarılmıştır.

Hiyerarşi, dönüşüm / üstatlık modelini en ufak doğrulukta kavramlaştırmaktan dahi acizdir, İlk Kaynak’tan yayılan alternatiflerin olduğundan varlığı haberdar edemez. Hiyerarşi bu durumdan sorumlu değildir, varlığın kendisi sorumludur. Kaynak Zekânın baskın modeli ilkseldir. Hiyerarşiden önce var olmuştur. Büyük Deneye katılmak ve varoluş sentez modelinin ortaya çıkmasına yardımcı olmak amacıyla hiyerarşinin varoluş modelini araştırmayı varlık kendisi seçmiştir. Hiyerarşi, maniple edici güç olarak oldukça naziktir ve nadiren, varlığı, Kaynak Zekânın bir titreşim mahfazası olma rolünün ötesine dönüştürüp Kaynak Realitenin zaman-uzay evrenlerine genişleme sürecine köprü haline gelmesini sağlayan bütünlük reçetesinin anahtar bileşenini temsil eder.

Bu, hiyerarşi tarafından oluşturulmuş, kadim bir inanıştır: zaman-uzay evrenleri Kaynak Realiteye doğru yükselecek ve insanın sevgi dolu bedeni bu yükseliş sürecine eşlik edecek. Aslında, zaman-uzay evrenlerini, varoluşun sentez modeli ile tüm varlıkları uyumlama amacı ile kapsayan Kaynak Realitedir. Kaynak Zeka, zaman-uzay evrenlerindeki ifadenin varlık modelinin gerçek anlamını gizleyen perdeleri yırtmaktadır. Bu meydana geldiğinde, varlık, tüm boyutlardaki ve titreşim alanlarındaki Kaynak eşitliğini sahiplenecek ve hükümran perspektifinin tam olarak ifadesi için parçaları bir araya gelecek.

Varlığın bu dönüşümü, bütünlüğe giden yoldur ve ifadenin varlık modelinin formlar ve şekilsiz olanların tek bir enerjide, tek bir bilinçte birleşen bir alaşımı olduğunu fark etmesidir. Parçalar hizalandığında ve birbirine bağlandığında, varlık, Kaynak Realitesinin genişlemesini sağlayan bir araç haline gelir. Bu nedenle, varlık, zaman-uzay evrenlerinden yükselmez, aksine, hükümran ifadesi Kaynak Realitenin, zaman-uzay evrenlerine genişlemesine ya da farklı bir ifade ile inmesine yardımcı olduğu bir bütünlük hali ile içine girer.

Yükseliş, genellikle, tekâmülün doğal bir sonucu olarak görülür. Tüm gezegen sistemleri ve türleri, sınırların üstüne çıkacakları bir noktaya doğru tekâmül ediyor ve nihayetinde, zaman-uzay evrenleri bir şekilde Kaynak Realitesine çıkacak ve titreşim alanları olarak var olmayı bırakacaklar. Aslında tam tersidir. Kaynak Realite, aşağıya iniyor. O, her şeyi ihtiva eder ve genişlemek onun Kaynak niyetidir, geri çekilmek değil. Varlık, zaman-uzay evreninin beşiğinde bütünlüğe doğru dönüşür ve böylece, Kaynak Realitenin genişleme niyetinin bir aracı haline gelir.

Bu, İlksel Mavi-kopyanın kusursuzluğunu görebiliyor musunuz? Realitenizin şekillendiği matrisin değişimini hissedebiliyor musunuz? Ayrıca anlamıyor musunuz ki insan bedeni, saf enerjinin tek bir noktası olarak kişiselleştirilmiş bir parça taşırken eşzamanlı olarak birçok boyutta birçok yerde yaşamaktadır? Dönüşüm yerinin keşfi sadece varlık içinde olur; şekilsiz Benlik, birçok şekline girip iletişim kurabilir. Şekilsiz olan, biçim ve algı perdesinin ardında yaşayan ve gezegenler kuyusundan zamanın bilgeliğini kendine çeken Ebedi Gözlemcidir. O, Kaynak Zekânın aktığı yerden çıkış noktasıdır.

Ebedi Gözlemci, varlık için tek gerçek tercüman merkezdir. Varlığı bütünlüğüne kavuşturabilecek tek istikrarlı rehberlik sistemidir. Bu nedenle, varlık, hem Kaynak Zekânın şekilsiz kimliğinden hem de yoğunlaşmış enerjinin şekil dolu kimliğinden oluşmaktadır. Şekilsiz olan tek iken şekilli olan bilincini algı ve ifade adaları şeklinde izole eden birçok ifade parçaları ile mahrum edilmiştir. Bu durum, varlığın engin ve ihtişamlı varoluş doğasını inkâr etmesi ile sonuçlanır.

İnsan bedeninde, varlık, büyük çoğunlukla, sessiz ve hareketsizdir. Size bir dağ esintisi gibi dokunan memnuniyetin geçici fısıltısı gibi görünmektedir. Bir derin okyanus gibi sessizdir. Ancak, varlık, Kaynak Realitesinin genişlemesinin habercisi gibi zaman-uzay evreninde öne çıkmaktadır. Kendini gerçekten olduğu haliyle bilinir kılmaya başlamaktadır. Birçok kişi varlıkların yaklaşan gölgesini hissediyor. Bu “gölge” için birçok tanım getirdiler, çok az kişi bütün benliklerinin fener taşıyıcısı olduğuna inandı. İşte tüm inanç yeminlerinin, sevgi seremonilerinin ve umut hislerinin merkezlenmesi ve her birimizin olduğu hükümran varlığa teslim edilmesi gerektiği nokta burasıdır.

Hiyerarşinin tekâmül / kurtuluş modelinin bu kadar mücbir olmasının öncelikli nedeni, varlığın kendi benliğini algılamada parçalanmış hale gelmesidir. İnsan bedeni vasıtasıyla yaşayan Ebedi Gözlemci, zaman-uzay koşullu zihin için bir yanılsamadır fakat Kaynak Zeka tarafından sürekli ateşlenen Kaynak eşitliğinin görünmez titreşimine uzanıp dokunma atılımlarını yapan da zihindir. Ancak, zihin o kadar çok şartlanmış ve güçsüzleşmiştir ki varlığın tüm faaliyet alanının, sezgi gölgelerinin ötesinde var olduğunu fark edememektedir. Bu nedenle türler, tekâmül / kurtuluş varoluş modelini araştırmaktadır. Kendi bütünlüklerine dair algıları çok az ya da hiç yoktur ve tekâmül etmek, güven hissi ve mutluluk kazanmak için bir kurtarıcıya ihtiyaç duyarlar.

Tekâmül eden türler için, hiyerarşi tarafından aşılanmış, kurtarılma ya da kurtarıcı olma arzusuna sahip olmak doğal bir durumdur. Bu durum, evrenin öğretmen / öğrenci düzenine neden olur ve tekâmülün temel taşıdır ve hiyerarşinin yapısal varlığının özüdür. Bazı türler tekâmüldeki gelişimini katalize etmek için hayatta kalma dramını seçerken diğer türler kurtarılma ve kurtarıcı olma dramını seçerler. Kurtuluş dramı, tekâmül süreci ile meşgul edilen hükümran varlıkların bir ifadesidir ve herhangi bir dini kavramla ilgili değildir fakat kişinin yaşamındaki tüm yönler için geçerlidir.

Göreceli gerçekler olduğu gibi, göreceli özgürlükler vardır. Hiyerarşik süreçte tekâmül ediyorsanız sürekli artan bir özgürlük hissi kazanırsınız fakat lisan vasıtasıyla dıştakilerin titreşimi, düşünce biçimleri, renk ve ses frekansları ve genetik zihnin silinmez görünen eserleri ile kontrol edilirsiniz. Bu elemanların her biri, insan bedeninin hiyerarşiye dayanmasına neden olabilir çünkü hiyerarşi, siz ile Kaynağınız arasına bir eşitsizlik hissi yerleştirmektedir. Tekâmül sürecinin denklemi şöyledir: insan bedeni + Hiyerarşi = Tanrı bağlantısı. Dönüşümsel süreçte ise denklem şu şekildedir: Varlık + Kaynak Zekâ = İlk Kaynak eşitliği

Kaynak Zekâ, genellikle eşitlik titreşimi olarak tezahür etse de, İlk Kaynak’ın iradesine konudur ve Kaynak niyet, Büyük Deneyin çeşitli sahneleri ile değişirken, Kaynak Zekâ da tezahür biçimini değiştirmektedir. Bu değişim şu anda zaman ve uzay dünyalarında meydana gelmektedir çünkü İlk Kaynak, iki varoluş modelinin (tekâmül / kurtuluş ve dönüşüm / üstatlık modellerinin) bütünleşmesi için Büyük Deney içerisinde sahneyi hazırlamaktadır.

Hiyerarşinin baskın modelini (tekâmül / kurtuluş modelini), Kaynak Zekânın baskın modeli (dönüşüm / üstatlık modeli) ile bütünleştirmenin zamanı gelmiştir. Bu bütünleşme sadece varlık seviyesinde gerçekleştirilebilir. İnsan bedeni ya da hiyerarşinin bir yönünde meydana getirilemez. Sadece varlık – Kaynak Zekâ ile aşılanmış boyutlar-arası hükümranlığın bütünlüğü – bu iki varoluş modelinin bütünleşmesini gerçekleştirip tam anlamıyla deneyimleyebilir.

Bu tür bir bütünleşme, varlığın iki modeli araştırıp kurtuluşu varlığın kendini “kurtaracağı” içsel bir rol haline getirip, bu özgürleştirici görevi gerçekleştirmek için dışarıya güvenmeyen bir sentez model geliştirmesi ile gerçekleşebilir. Bu kendine-yetme hareketi, kurtuluş fikrini üstatlığın ortaya çıkışı ile bütünleştirmeye başlar. Bir sonraki adım ise, tekâmül modelinin zaman-temelli ivmeli gelişimini, dönüşüm modelinin farkındalık-temelli kabulü ile bütünleştirmektir. Bu, varlık, bütünlüğünün deneyimlenmesi ve fayda sağlamasının ancak hiyerarşinin çeşitli yapılarından tamamen koptuğu zaman meydana geleceğine ikna olması ile gerçekleşir.

Varlık bir taraftan kişisel özgürlükteki rolünü kabul ederken, hiyerarşinin de ortadan kaldırılması gerektiği anlamı çıkarılmamalıdır. Hiyerarşi harika bir araçtır. İlk Kaynak’ın sembolik bedenidir; insan bedeni varlığın Kaynak Realite dışında işlev görmesine nasıl sağlıyorsa, ONUN zaman-uzay evrenlerinde benzer şekilde ortaya çıkmasını mümkün kılmıştır. Hiyerarşi, bilgiyi saklayıp türlerin yönetici ellerinde itaatkâr olarak kalmalarını sağlasa da dönüşümün bir aracıdır. Varoluşun sentez modeli ve Bütünlük Evrenine üyelik için yeni bir evreni hazırlayan kadim formülün parçasıdır.

Kendini-kurtarma ile hiyerarşiden kopma kombinasyonu sentez modelin tezahürünü başlatır. Sentez model, Büyük Deneyin bir sonraki sonucudur ve çok boyutlu evrenin belli titreşim alanlarında, Kaynak’ın kişiselleştirilmesindeki varlık modelinin öncüleri olarak deneyin bu aşamasını deneyimleyen varlıklar bulunmaktadır.

Bu varlıklar, özellikle, bu gelecek deneyimini iletişim sembollerine ve iki varoluş modeli arasında köprü kurulmasını kolaylaştıran yaşam prensiplerine dönüştürmek üzere tasarlanmışlardır. Bu “köprülerin” başlangıç tasarımı ve yapısının ötesinde, bu varlıklar genellikle bilinmez kalacaklar. Daha fazlasını yapmaları gerekseydi, hızla hiyerarşinin bir fikstürü haline gelirler ve görevleri de feda edilmiş olurdu.

Bu Hükümran Varlıklar, zaman-uzay evreninde resmi öğretmenler olmak üzere bulunmamaktadırlar. Katalizör ve tasarımcı olarak bulunuyorlar. Kaynak Zekânın hiyerarşinin baskın kuvvetini ve tekâmül / kurtuluş modelini dengelemesini garanti altına almak üzere mevcutlar. Yeni bir inanç sistemi yaratmayacaklar. Aksine, varlığın hiyerarşinin kontrolcü yanlarından kopmasını kolaylaştıran çeşitli sanat formları vasıtasıyla yeni iletişim sembollerini yaratmaya odaklanacaklar. Hükümran Varlıklar, ayrıca, iki varoluş bağının bir sentez modele dönüştürülmesinin doğal bir şekilde kolaylaşmasını sağlayacaklar.

İnsan gelişiminin ileri safhasında, varlıklar kolektif olarak varoluşun sentez modelinin ötesinde yeni yollar tasarlayacaklar ki böylece Kaynak Zekânın bilgisi ile şekillenmiş yeni bir hiyerarşi inşa edilebilecek. Bu yeni hiyerarşi, zaman-uzay evrenlerindeki Büyük Deneylerden elde edilen bilgi ile şekillenecek ve kozmik döngü, kendini yeni bir titreşim ve varoluş alanına doğru yeniden oluşturacak. Bu yeni varoluş modeli, tanımlanmaya karşı koyuyor ve sözcük-semboller, gelecek zamanlarınızın sentez modelinden ortaya çıkan bu yeni varoluş formunun dış çizgilerinin gölgesini dahi tarif etmede tamamen yetersizdir.

WingMakers, Hükümran Varlıklardır ve bilinç basamaklarından Kaynak Realitenin kapsama alanına doğru zaman-uzay evrenlerinin dönüşümünü gerçekleştireceklerdir. Başka bir deyişle, Kaynak Realite, zaman-uzay evrenlerine doğru genişleyecek ve içindeki tüm yaşam formları, bu genişlemeyi, Kaynak Zeka ile tam uyumlu yeni bir hiyerarşik yapı vasıtasıyla deneyimleyecek. Bazılarının “yeryüzündeki cennet” ifadesi, bu yaklaşan geleceğin ekosudur. Zaman-uzay evrenlerinde gerçekten meydana gelen şey, Kaynak Realitenin, hangi biçim ya da yapıda olursa olsun tüm varlıklara Kaynak Zekâ bilgisinin erişilebilir kılınması vasıtasıyla genişlemesidir.

Bu erişebilirlik, tamamlandığında ve Kaynak Kodlama tam olarak aktive edildiğinde, tüm varlıklar yeni bir evrensel yapının parçası olacaklar. Bu yeni yapı, Kaynak Zekâ ve Hükümran Varlıklar tarafından Kaynak Realitede geliştirilmekte olan bir sonraki varoluş modelini davet edecek. Şu anda zaman-uzay evreninde aktive edilmekte olan, varoluş modellerindeki bu değişimler için ilk hazırlıklardır. Daha ayrıntılı ifadeyle, keşif-dünyasında, bu varoluş modelleri, bir sonraki dönemde eşzamanlı olarak sahneleneceklerdir. Her zamanki gibi, hangi modeli realitesi olarak kucaklayacağına varlık kendisi karar verecektir.

Varoluşun bu çeşitli modelleri, genellikle, önceden belirlenmiş bir sırada meydana gelir fakat bu, yine de önceden belirlenmiş bir zaman çerçevesinde olmaz. Kaynak Realitenin genişlemesinin sırası şu şekildedir: Kaynak Zekâ yeni titreşim alanları yaratır; varlığın devam eden gelişimi, yeni yaratımın süper yapısı olarak hareket etmesi için hiyerarşiyi inşa eder; hiyerarşiden baskın bir varoluş modeli ortaya çıkar, sizin örneğinizde tekâmül / kurtuluş modeli; Kaynak Zekânın varoluş modelinin tanıtımı, sizin örnekte, dönüşüm / üstatlık modeli; bu iki modelin Kaynak eşitliğinin bir sentez modeli olarak harmanlanması; ve son olarak, Kaynak Realitenin tüm boyutları ve varlıkları kapsayacak şekilde genişlemesi.

İlksel Mavi-kopyanın bu sıralaması gerçekleştiğinde, süreç, Kaynak Zekâ tarafından öğrenilen her şey ile birlikte, yeniden düzenlenecek ve bu aşamada Kaynak Zekâ tarafından bilinmeyen yeni bir İlksel Mavi-kopya ifşa edilecek. Tüm bu döngünün tamamlanması için bir zaman belirlenmemiştir, fakat çok uzak bir zaman olduğu için, bilinmeyeni belirlemek için ölçme girişimi gereksizdir.

Yine de bir yanlış olmasın, İlksel Mavi-kopyanın gerçekleştirilmesi tüm varlıkların yol aldıkları yöndür. Tüm seviyelerden varlıklar, kendi realitelerine özgür irade bahşedildiyse, Kaynak Realitenin yüzü olarak, mutlak varış noktalarını seçmek için özgür irade verilmemiştir. Varlıkların kökeni, Kaynak Zekâdır ve köken gibi kaderi de belirleyen Kaynak Zekâdır. Yine de, varlıklara kendilerini köklerinden kaderlerine kadar belirleme ve kimliklerinin yenilenmiş bir vizyonu ile genişlemiş Kaynak Realitede ortaya çıkma gibi birçok seçenek tanınmıştır.

İnsan bedeninin tüm yüksek imgelemleri, İlksel Mavi-kopyanın derin temelinin hala farkında değildir. Binanın en yüksek kısmına kadar çıktılar ama temelin tasarımından habersizler. Burada, İlk Kaynak’ın KENDİ enerjisi ile ortaya çıktığı ve hükümran üstatlık ile KENDİ eşitliğini geri çektiği varoluşun bu en alt kısmında olmaktadır. Eşitlik bu noktada fark edilir, hiyerarşiye saplı muazzam rölatif gerçek mekânlarında değil, zamanın kendini zamansızlık ile birleştirdiği yaşamın kökenlerine ve kaderine dair temel planın derin parçasında fark edilir. Varoluşun kökeni ve kaderi, yaşamdaki eşitlik tonudur. Bu tonu dinleyin – bu titreşim frekansını – ve her şeyin yükselip geri döndüğü yerdeki temeline doğru takip edin.

Eşitliğin ton-titreşim frekansı, sadece, bir insan bedeni içine sıkıştırılmış varlığın yedinci hissi tarafından duyulabilir. Yedinci his, zaman kapsülleri ile geliştirilebilir ve belli varlıkları en derin ya da temel ifadelerine götürecektir. Temel ifade, yedinci hissi aktive eden şeydir. Bu nedenle, kişinin eşitliğin ton-titreşimini duymadan önce, temel ifadesine erişim kazanmış olması gerekmektedir. Her bir zaman kapsülünde, kişiyi temel ifadesine götürebilecek bir lisan sistemi şifrelenmiştir. Saklıdır çünkü çok güçlüdür. Ve bu güce sadece hak edenleri yönlendireceğiz.


Bu sözleri, sadece semboller olarak görün. Lisanın bir sınırlama aracı olduğunu unutmayın. Hissetmek, sınırlamanın panzehiridir ve insan bedeninin mantığının sınırlarını aşmasına ve kişiselleştirilmiş kolektif enerjinin sözsüz gücüne birincil tanık olmasına izin verir. Sembollerin arkasındaki gerçeği hissedin ve size uzanan enerji-kuvvetini kullanın. Bunun bir ton-titreşimi olduğunu – yaşamınızın döneceği her köşede sizi bekleyen bir rezonans olduğunu bilin. Sizi, şekilsiz eşitlik tonunu deneyimleyebileceğiniz bir yere götürmek üzere kendini lisan formuna sokan Kaynak Titreşiminin feneridir. Sınırlamadan sıyrılıştır. Kaynak Zekânın, size en yüksek gerçeğin ifadesinde en derin güzelliği yaratma özgürlüğünü bahşettiği İlksel Lisanıdır.



subdimensional_matrix_v2005_by_neilgibson.jpg

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi