Submit Face book
Konuyu Oyla:
  • Derecelendirme: 0/5 - 0 oy
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5

Yaşamı Beslemek


Yaşamı Beslemek konusu, WingMakers forumunda tartışılıyor.
#1
Yaşam, bu tanımda, bireyin bağımsız (hükümran) realitesidir. Görecelidir ve insan bedeninden kolayca etkilenir. Yaşam, şimdi boyutunda, bireyin algı alanını aşan deneyimler bütünüdür. Yaşam için asla bir bitiş ya da son bölüm yoktur. Sonsuzdur, asla bitmeyen ya da başlamayan soyut hissi içinde değil, ancak gerçek anlamda, yaşam Kaynak Zekasını, Bütünlük Evreni içindeki tüm titreşim alanlarında ifade etmek için daima genişlediği hissi içinde sonsuzdur. 

Yaşamı besleme prensibi, bireyin tüm yaşam içindeki mevcut zekanın doğal genişlemesi ile uyum içinde olmasıdır. Bu, nazikçe destekleme açık niyeti ile bireyden akan yaşam enerjisini geliştiren bir uyumdur. Tüm enerji formlarının içindeki en yüksek güdüyü tanımlama ve bu enerjinin nihai ifadesine doğru akışını destekleme hareketidir. Bu yolla, faaliyet, yargı, analiz ya da sonuca bağımlı olmaksızın gerçekleştirilmiş olur. Bu sadece, tüm tezahürlerden akan enerjiyi beslemek ve kendi yaşam ifadesini desteklemektir.

Bu, enerji ancak kişisel irade ile uyum içinde olduğunda besleme desteğinin bahşedilebileceğine dair normal algıdan ayrılmaktadır. Yine de, birey yaşamı genişleyen zekanın ifade içinde akan bütünleşik enerji olarak görebildiğinde, yaşam İlk Kaynak’ın bir uzantısı olarak onurlandırılmış olur. Bu bağlamda, yanlış yönlendirilmiş ya da destek ve beslenmeyi hakketmeyen hiçbir enerji yoktur. Bu yeryüzündeki ayartıcı enerjinin kanıtına zıt görünse de, “şeytani niyet” ile yüklü enerji dahi, her halükarda, daha yüksek bir ifade arayışı içinde dışarı akan bir enerjidir.

Tüm enerji formları, en yüksek ifadelerine ulaşmaları için beslenebilir ve desteklenebilir, ve bu prensibin temel faaliyeti de budur. Nedensel güdüyü ve bireyin hükümran realitesinden geçen yaşam enerjisinin nihai ifadesini algılama yetisini gerektirir.  Enerji, bir olan şekil ile birbirine karışmış bir yaşam elementidir; tıpkı ayrılmaz bir biçimde birbirine birleşik zaman ve uzay gibi. Enerji bir güdüdür. Zihnin anlama yetisinin ötesindeki zekadır. En yüksek ifadesini inkar eden insan uygulamalarına tabi bir kuvvet olsa da, enerji yaşamı daima genişleme ve tekamül etme güdüsü ile massetmektedir.

Yaşam enerjisi daima bir oluş hali içindedir. Doğal halinde asla statik değildir ya da gerilemez. İnsan bedeni, yeni ifade ve deneyim kanalları şekillendirmek için bu doğal enerji genişlemesini besleme konusunda oldukça yeteneklidir. Aslında, fiziksel varoluş içindeki hükümran realiteyi çevreleyen yaşam enerjisini yaymak ve onu, Hükümran Bütünün perspektifini daha doğru bir şekilde yansıtan yeni ifade seviyelerine dönüştürmek insan bedeninin ilk amacıdır.

Yaşamı beslemek için birçok özel faaliyet vardır. Her varlık, bir anlamda, Kaynak Kodlarında, enerjiyi çok çeşitli yollarla dönüştürmek için programlanmıştır. İnsan bedeni yoluyla çalışarak, varlık insan bedeninin içinde enerjiyi toplayıp depolayabilir ve amacına ya da uygulamalarına yönlendirebilir. Enerjinin dönüşümü, hem kişisel hem de Evrensel ifade seviyelerinde meydana gelebilir. Enerji, bir bireyin bağımsız realitesinde kişisel refah vizyonuna uygun hareket edebilmesi ya da evrensel refah ve iyi niyet vizyonu ile uyumlanması için dönüştürülebilir.


maxresdefault.jpg


Enerjiyi dönüştürmenin en iyi yollarından biri, kişinin inanç sistemidir. Tüm inançlar, enerji sistemlerine sahiptir, ve inancın tezahürü için doğum odaları gibi hareket ederler. Bu enerji sistemlerinin içinde, yaşam deneyimini yöneten akımlar vardır. İnsan bedeni, bilinçli ya da bilinçsiz olsun bu akımların farkındadır, ve sistemin gerçek inanç sistemini yansıtan deneyim alemine taşınmasına izin verir.

Genişleyen ve enerjiyi dönüştüren inançları işleyerek, insan bedeni çeşitli biçimlerde yaşamı besleyen enerji sistemlerini biraya getirebilir. İnançlar tercih edilen varoluş hali olarak açıkça tanımlandığı zaman, enerji sistemi şimdiye bağlanır – gelecekteki herhangi bir zamana değil. Şimdiye. Enerji sistemi, insan bedeninden ayrılamaz olur ve onun ruhuna bir ışık ipi gibi örülür. İnancın netliği inancın enerji sistemi ile bağlanmak için temeldir, ve yaşamın beslenmesinin tüm aktivitelerde devam etmesine izin verir.

Bir kez daha, yaşamı beslemek, sonsuz bağları ile genişleyen bir dokuya sahipmişçesine birbirine bağlı titreşim alanlarının hepsini içeren Bütünlük Evreninin içindeki hem kişisel hem de evrensel realiteler için büyük önem taşımaktadır. Sonuçta, birey, enerjiyi dönüştüren ve onu nazik destek niyeti ile geliştiren yaratıcı gücüne uyandığında, Kaynak Realitesinin aktarıcısı ve varoluşun sentez modelinin mimarı haline gelir.

Bu prensiplerin sürekli uygulanması yoluyla, Kaynak Zeka artarak varlığın kimliği haline gelir ve varlık da insan bedeninin kimliği haline gelir. Sonuçta, kimlik dönüşmüş ve, dönüşümün uyanışı ile, Hükümran Bütün, insan bedenini varlık ile, varlığı da Kaynak Zeka ile birleştirmiştir. Hükümran Bütünün yaşam prensiplerini ifade etmedeki görünen amacı, bu birleşme ve kimliğin değişimidir. Başka bir niyet ya da amaç varsa, bu prensipler yanlış anlaşılmış olarak kalacak, katalitik güçleri de etkisiz kalacaktır.

Tam ifadesi ile hayatın saf sevgi olduğu Hükümran Bütüne ait bakış açısıdır, ve bu tek kavram içinde, bütün yaşam kavranmıştır ve daima vardır. Bu, diğer tüm inançların çıktığı temel inanç haline gelir, ve uzantıları olarak, kişinin inanç sistemi, bu temel bakış açısını destekleyen açık niyet ile ortaya çıkar; tüm yaşamın yaratıldığı, tekamül ettiği ve nihayetinde tasdik edildiği beşik olarak Bütünlük Evrenin beslenmesi, gözlemlenmesi ve takdir edilmesi perspektifi.

Bu yaşam prensipleri, sözle nadir ifade edilen sembollerdir ve insan bedenine, içeride bıkmadan usanmadan yanan ışık korlarını uyandırmak için potansiyel bir reçete olarak sunulmuştur. Bu prensiplerin gücünü uyandırmak için gerekli herhangi bir özel teknik ya da ritüel yoktur. Sadece perspektiftirler. Gerçek anlamda, bilinci genişleten deneyimleri kendine çeken niyetlerdir. Sorunlara hızlı çözümler ya da geçici yaratımlar sunmaz. Kişinin yaşamını nasıl yaşadığına netlik kazandıran kişisel irade ve niyetin yükselticilerdir. Dönüştürücü güçleri, yalnızca uygulamadaki niyetin içinde saklıdır. 


Bu, Hükümran Bütünün yaşam prensipleri yoluyla, kişi Benliğini sınırsızlaştırmadan bir üstat olabilir. Sınırlar konmuş, perdeler inmiş ve kişinin ışığı azalmıştır, ve bunun tek nedeni de dış, hiyerarşik kontrollerin, bilinmeyene ve hükümran varlığın gizemli uygulamalarına dair korku yaratmasıdır. Bu yaşam prensipleri, gerçek niyet ile uygulanırsa, Hükümran Bütünün ortaya çıkışını hızlandıran ve perspektifini, içgörülerini ve yeni realiteler yaratma ve bilinci özgür kılan ve genişleten öğretici maceralara biçim verme yetilerini hissettiren araçlardır. Prensiplerin asıl amacı budur, ve belki de onları araştırmanın en iyi nedenidir de.

Ara
Cevapla


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar: 1 Ziyaretçi